YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6698
KARAR NO : 2021/10059
KARAR TARİHİ : 09.12.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın reddine dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 14/03/2018 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki bisikletin karıştığı trafik kazası neticesinde yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.100,00 TL … göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini 40.736,69 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; talebin kabulü ile 40.736,69 TL sürekli … göremezlik tazminatının 22.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından itirazın reddine dair karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiile dayalı tazminat davalarında kusurun belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.
Davaya konu kaza, davalı sigortalı çekicinin, sürücüsü tespit edilemeyen yolun sağ şeridinde hiçbir ışığı yanmayan bir aracı alması sırasında, arızalı aracın farlarının yanmadığı için, davacının içinde bulunduğu minibüsün arızalı aracı göremeyerek sollama yaptığı esnasında, arızalı araca ve çekiciye çarpması neticesinde meydana gelmiştir.
Dava konusu trafik kazasına ilişkin kaza sonrası düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında; arızalı araç “yerleşim yerlerinde zorunlu haller dışında duraklamak ve tedbir almadan çekme ve çektirme”,davalı sigortalı çekici “tedbir almadan araç çekme”, davacının içinde bulunduğu araç ise, “öndeki aracı geçme sırasında geçme kusurlarını riayet etmediği ” kusurlarından sorumlu tutulmuştur.
Hükme esas alınan 30/10/2017 tarihli makine mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen kusur raporunda, sürücüsü tespit edilemeyen bırakılan araç “yerleşim birimleri dışında karayolunun taşıt yolu üzerinde, zorunlu haller dışında park etme veya duraklama ve
her durumda gerekli tedbirleri almadan duraklamadan” dolayı %50 kusurlu, davacının içinde bulunduğu araç sürücüsü ise “araç hızını trafik durumunun gerektiği şartlara ayarlayamama ve arkadan çarpma” kusurlarından %50 kusurlu bulunmuş, davalı ise kusurunun bulunmadığı kanaat edilmiştir.
Ceza dosyasında alınan davacı tarafından dosyaya sunulan kusur raporunda ise davalı sigortalı araç sürücüsü “çeken ve çekilen araçlarla ilgili şartlar ve tedbirler yerine getirilmeden araçların çekilmesi” kusurundan dolayı tali kusurlu bulunmuştur.
Bu yönüyle ceza dosyasındaki kusur raporu ile hükme esas alınan rapor arasında çelişki mevcut olup bu çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir O halde İtiraz Hakem Heyetince, ceza dosyası getirtilerek ceza dosyasında alınan kusur raporları,kaza tespit tutanağı ,hükme esas alınan kusur raporu irdelenerek,tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması için İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek bilirkişi heyetinden kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken çelişkiler giderilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamış,bozmayı gerektirmiştir.
2-Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 14.03.2018 tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008- 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine,01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak … Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 06.09.2018 tarihli Özürlü Sağlık Kurulu raporuna göre %10 sürekli maluliyetinin olduğu belirlenmiş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacının maluliyetinin oranının %4 olduğu kabul edilerek hükme esas alınmıştır. Hükme esas alınan maluliyet raporu hangi yönetmeliğe göre düzenlendiği anlaşılamamaktadır. Eksik inceleme ile hüküm kurulmaz.
Buna göre, maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla, önceki raporun da irdelendiği, ATK İhtisas Kurulu’ndan ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından yeni bir rapor alınıp (kazanılmış haklar gözetilmek kaydıyla),gerekirse yeniden hesap raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre, Sigortacılık Kanun’unda 30/17 maddesi ile 19.01.2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazetede yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesine “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir. Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın karar tarihinde AAÜT’de belirlenen maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 09/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.