Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/7080 E. 2021/11125 K. 27.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7080
KARAR NO : 2021/11125
KARAR TARİHİ : 27.12.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 10/12/2018 gün 2016/3206 Esas-2018/11947 Karar sayılı ilamında; “hükme esas alınan 03/03/2015 tarihli maluliyet bilirkişi raporunun davalı sigorta şirketine tebliğ edilmediği görülmektedir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, davacının maluliyetine ilişkin raporun usulüne uygun şekilde tebliği ile davalının savunma hakkını kullanması ve rapora karşı varsa itirazlarını bildirmesinin sağlanması, itirazlarının değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, usulünce yapılmış tebligat olmadan ve davalının savunma haklarını da kısıtlar biçimde yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Kabule göre, dava konusu aracın hususi araç olduğu anlaşılmakla, yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesi de uygun bulunmamıştır.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne, 19.491,78 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 14/07/2014 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2)Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından davacının trafik kazasında yaralanarak % 2,1 oranında malul kaldığı, meydana gelen maluliyet nedeniyle sürekli işgöremezlik tazminatı isteminde bulunduğu, mahkemece alınan 15/09/2015 tarihli kök hesap bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği sürekli işgöremezlik miktarının 10.098,89 TL olarak hesaplandığı, davalının anılan rapora itiraz ettiği, davacının ise 21/09/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 10.098,89 TL’ye çıkardığı, mahkemece davanın kabulü ile 10.098,89 TL sürekli işgöremezlik tazminatının 14/07/2014 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, davalı tarafından anılan kararın temyiz edildiği ve 17.Hukuk Dairesinin 10/12/2018 günlü ilamı ile kararın tebligat eksikliği ve faiz türü yönünden bozulduğu anlaşılmıştır.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma ilamına konu 03/03/2015 tarihli maluliyet raporunun davalı sigorta şirketine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, daha sonra mahkemece güncellenen asgari ücret verilerine göre ek hesap bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, mahkemece alınan 04/12/2019 tarihli ek hesap bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği sürekli işgöremezlik tazminatının 19.491,78 TL olarak hesaplandığı, davalı vekilinin anılan rapora usuli kazanılmış hak yönünden itiraz ettiği, davacı vekilinin ise ikinci kez ıslah dilekçesi vererek talebini 19.491,78 TL’ye çıkardığı anlaşılmıştır. Mahkemece ek hesap bilirkişi raporu ve davacının 10/12/2019 tarihli ikinci ıslah dilekçesindeki miktara göre davanın kabulüne, 19.491,78 TL sürekli işgöremezlik tazminatının 14/07/2014 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtayca bozulmasına karar verilen hususlar yönünden yeniden yapılan yargılamada, kesinleşen kısımlar hakkında hüküm kurulamaz. Yalnızca bozulan kısımlar hakkında inceleme yapılarak hüküm kurulması gerekir. Bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşur ve bozma ilamının gereğinin yerine getirilmesi gerekir.
Şu durumda; mahkemece verilen ilk kararın davacı tarafından temyiz edilmediği, anılan kararın yalnızca davalı tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay tarafından bozma yapılmış olduğu, ilk kararda hükme esas alınan 15/09/2015 tarihli kök hesap bilirkişi raporunda hesaplanan miktar yönünden davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmasına göre, Yargıtay bozma ilamından önce alınan tazminatın usulünce hesap edildiği 15/09/2015 tarihli kök hesap bilirkişi raporunun karara esas alınması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle, bozma ilamından sonra alınan 04/12/2019 tarihli ek hesap bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.