YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/813
KARAR NO : 2021/7372
KARAR TARİHİ : 25.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 05.10.2021 Salı günü davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; davacının ekonomik ve sosyal durumunun tespiti için kolluk tarafından yapılan araştırma ve dosya içerisine alınan belgelere göre davacının gelirinin ve yaptığı tarımsal işlerinin karşılığının asgari ücretten daha fazla olacağının açık olduğu anlaşılmakla, davacının yaptığı bu işler için yerine kaç kişinin çalışması gerektiğinin, davacının yerine ikame edilecek kişilere ödenmesi gereken ücretin belirlenmesi yönünden araştırma yapılarak tespit edilecek ücret hesaplamaya esas aldırılmak suretiyle, aynı bilirkişiden ayrıntılı, açıklamalı, denetime elverişli ek rapor aldırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığına değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda; davacının tarımsal işleri ile ilgili olarak çalıştırması gereken işçilerin kaç kişiden oluştuğu ve bunların ücretlerine ilişkin araştırma sonucu verileri esas alınarak hazırlanan hesap bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan, yerinde görülmeyen temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, bozmaya uyulmasına rağmen bozmanın gereği tam olarak yerine getirilmemiş, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; hükme dayanak alınan 26/06/2019 tarihli ve 23/07/2020 tarihli bilirkişi raporlarında da aktüerya uzmanı bilirkişinin ısrarla gelir tespitini yapma konusunun kendi alanı dışında kaldığını vurgulamış olmasına rağmen, yetersiz ve eksik araştırmaya dayalı olarak tespit edilen ücret ve bu ücret esas alınarak yapılan hesaplama sonucu bulunan rakamın davacının zararı olarak kabulü ile hüküm tesis edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
Şu halde mahkemece öncelikle, davacının yaşı, çiftçilik faaliyeti yaptığı dönem ve yöresel özellikler de gözetilerek Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İlçe Müdürlüğü ve benzeri kamu kurum ve kuruluşlarından davacının yaptığı tarımsal faaliyetin kapsam ve niteliği ve bedenen çalışması ile elde ettiği gelir ile sadece kendi şahsi emeği yerine ikame edeceği iş gücü bedeli tespit edilerek, bu bedel üzerinden sürekli ve geçici iş göremezlik zararının belirlenmesi için yukarıda belirtilen şekilde yeniden uzman bilirkişiden rapor alınarak hüküm kurulması gerekirken, tarımsal faaliyetin tamamı için çalıştırılacak işçilere ödenmesi muhtemel ücret üzerinden hesaplandığı anlaşılan ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 25/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.