Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/8363 E. 2023/930 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8363
KARAR NO : 2023/930
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/5878 E. – 2018/5878 K.
SAYISI : 2018/İHK-5734
HÜKÜM/KARAR : Başvurunun kabulü – İtirazın kabulü ile başvurunun reddine
SAYISI : K-2018/25120

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.

Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulüne, başvurunun zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

… kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 21.12.2008 tarihinde davalıya sigortalı aracın karıştığı kazadan dolayı müvekkillerinin desteğinin hayatının kaybettiğini, müvekkillerinin desteğin eşi ve iki çocuğu olduğunu belirterek, şimdilik toplam 43.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslahla toplam talebini 108.645,00 TL’ye çıkarmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların talebinin zamanaşımına uğradığını, ölenin kazaya kendi kusuruyla neden olduğunu, bu nedenle ölenin eşi ve çocukları olan davacıların tazminat talep hakkının olmadığını, tazminat hesabında TRH-2010 yaşam tablosu ve %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, ölenin sürücü belgesinin olmaması ve emniyet kemeri kullanmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olarak uygulanması gerektiğini belirtmiştir.

III. … KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın kabulüne, toplam 108.645,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacıların talebinin zamanaşımına uğradığını, ölenin kazaya kendi kusuruyla neden olduğunu, bu nedenle ölenin eşi ve çocukları olan davacıların tazminat talep hakkının olmadığını, tazminat hesabında TRH-2010 yaşam tablosu ve %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacının tazminat hakkının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; ölenin kendi kusuruyla ölümüne neden olması eyleminin ceza gerektiren bir fiil olarak kabul edilmesi gerektiğini ve ceza zamanaşımının 15 yıl olarak uygulanması gerektiğini, bu durumda zamanaşımının henüz dolmadığını belirtmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 üncü maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesi Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40-2020/40 sayılı kararı.

3. Değerlendirme
1. İtiraz Hakem Heyetinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan … kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın hükmü veren İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere saklama kararını veren mahkemeye gönderilmesine,

24.01.2023 tarihinde Başkan …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili; davacının desteğinin sürücüsü olduğu araç ile meydana gelen tek taraflı kazada öldüğünü beyan ederek destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir.

…, davanın kabulüne karar vermiş; davalı vekili, dava konusu tazminatın zamanaşımına uğradığını beyanla karara itiraz etmiştir.
…, desteğin eyleminin 8 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, kaza tarihi (21.12.2008) dikkate alındığında, davalının zamanaşımı yönünden yaptığı itirazın kabulü ile başvurunun usulden reddine karar vermiş; davacılar vekili, bu kararı temyiz etmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 41 inci maddesinde (6098 sayılı TBK’nın 49. md.) haksız fiil tanımlanmış, 60 ıncı maddesinde de (TBK’nun değişik 72. md.) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK’nın 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi bulunduğu belirtilmiştir.

Buna karşılık 2918 sayılı KTK’nın 109/1 inci maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını benimsemiştir. Görüldüğü gibi, BK’nun 60. ve 2918 sayılı KTK’nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK’nun 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır.)

2918 sayılı Kanun’un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. (HGK’nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK’nın 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, HGK’nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E. 2015/1495 K. sayılı, HGK’nın 16.9.2015 gün, 2014/17-116 E. 2015/1771 K. sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)

Ölümle sonuçlanan söz konusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir. Yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır. KTK’nın 109. maddesinin 2. fıkrasındaki “cezayı gerektiren fiil” ifadesinin seçilmesi zamanaşımı yönünden yukarıda da açıklandığı gibi soruşturma veya kovuşturma yapılması koşullarının aranmadığı sonucunu doğurmaktadır.

Buna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup, bu zamanaşımı süresi dikkate alındığında davaya konu 21.12.2008 tarihli trafik kazasından kaynaklanan zararın tazminine ilişkin tahkim başvurusunun 10.01.2018 tarihinde yapıldığı ve dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiğini düşündüğümden, sayın çoğunluğun davanın zamanaşımından reddinin usul ve yasaya uygun olduğu yönündeki gerekçesi ile davacılar vekilinin temyiz itirazının reddi yönündeki onama düşüncesine katılmıyorum.