YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10689
KARAR NO : 2023/5098
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/4 E., 2022/110 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü
Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Katapılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili, davalılar … ve … vekili ile katılma yoluyla … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.06.2013 tarihinde davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu trafik sigortası bulunmayan aracın davacı yaya …’a çarpması neticesinde davacının malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sürekli iş göremezlik sebebiyle 10.000,00 TL ve yaşam boyu bakım-bakıcı giderleri için 10.000,00 TL olmak üzere toplamda 20.000,00 TL maddi tazminatın … yönünden dava tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı … dışındaki davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş,ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini sürekli iş göremezlik için 333.290,83 TL’ye, bakım-bakıcı gideri için 706.943,20 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için aracın kaza tarihini kapsayan trafik poliçesinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacı tarafın maluliyetinin olayla bağlantısı hususunda ve maluliyetinin son durumu hakkında rapor alındıktan sonra kusur oranı ve maddi tazminatın tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini ve tedavi giderleri ve buna bağlı tıbbi yardım, protez ve bakıcı v.s. giderler açısından davalının hiçbir sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalılar … ve … vekili cevap dilekçesinde; davalı …’nin aracın ruhsat sahibi olarak görülse de aracı diğer davalı …’e haricen satmış olduğu için sorumluluğu bulunmadığını, kaza sebebiyle davalılara atfedilen kusuru kabul etmediklerini ve talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 16.05.2015 tarihli ve 2013/203 Esas, 2015/150 Karar sayılı kararı ile; davaya konu kaza nedeniyle davacının %100 oranında sürekli maluliyeti ile sürekli bakıcıya ihtiyaç duyacağının belirlendiği, davacının %40 oranında kusuruna karşılık gelen sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderinin tespit edilerek yapılan hesaplama doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 333.290,83 TL sürekli iş göremezlik zararı ile 424.165,92 TL bakım ve bakıcı zararı olmak üzere toplam 757.456,75 TL maddi tazminatın davalı … yönünden dava tarihi olan 09.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve kazanın meydana geldiği 20.06.2013 tarihinde geçerli sigorta poliçe teminat limiti (sürekli iş göremezlik zararı için 250.000,00 TL, bakım ve bakıcı zararı için 250.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL) ile sınırlı olmak üzere; diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 20.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı … dışındaki davalılardan kaza tarihi olan 20.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı … vekili ile davalılar … ve … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.10.2018 tarihli ve 2018/1188 Esas, 2018/8907 Karar sayılı kararıyla; “…1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, özellikle uzman bilirkişi heyetinden alınan kusur raporunun benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm ve davalılar … ve … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalılar … ve … vekilinin adli yardım talebinin incelenmesinde; dosya içerisinde bulunan belgelerin incelenmesine göre 6100 sayılı H.M.K.’nın 336. maddesi uyarınca davalılar … ve … vekilinin adli yardım talebinin kabulü ile hükmün temyiz incelemesine geçilmiştir.
3-Dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, ilk derece yargılamasını aşamalara ayırmıştır. Bunlar; 1) Davanın açılması ve dilekçeler aşaması, (madde 118,126-136) 2) Ön inceleme, (madde 137-142) 3) Tahkikat, (madde 143-293) 4) Sözlü Yargılama (madde 184-186) ve 5) Hükümdür (madde 294) Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir (madde 186).
Somut olayda mahkemece 16/06/2015 tarihli duruşmada sözlü yargılama için duruşma gün ve saati tayin etmeksizin diğer davalının yokluğunda davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar verildiği anlaşılmaktadır.
O halde, 6100 sayılı HMK ile öngörülen yargılama aşamalarına uyulmadan, usulüne uygun sözlü yargılama yapılmadan davalıların savunma hakkını kısıtlayacak ve adil yargılanma hakkını etkileyecek şekilde yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
4-Kabule göre de;
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Mahkemece yargılama aşamasında, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan aldırılan ve hükme esas alınan 31.10.2014 tarihli raporda, davacının aynı yaralanmaya bağlı olarak SSK Sağlık İşlemleri Tüzüğü’ne göre %100 oranında tüm vücut fonksiyon kaybı olduğu bildirilmiştir. Davacının kaza nedeniyle meydana gelen işgücü kaybı hususunda Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınmış ise de, rapor, kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre düzenlenmiştir. Kaza, 20.06.2013 tarihinde gerçekleşmiş olup maluliyet oranının tespiti açısından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği yürürlüktedir.
Somut olayda ceza dosyasında bulunan 26.03.2014 tarihli ATK raporunda davacıda görülen nörolojik tablonun iyileşme olanağı bulunmayan bir nitelikte olduğu belirtilmekle maluliyet oranı hususunda değerlendirme yapılmamış; ayrıca davalıların da davacıdaki maluliyetin iyileştiğine dair iddiaları temyizde dile getirilmiştir.
Bu durumda, trafik kazası nedeniyle sürekli iş gücü kaybı oranının ve yaşam boyu bir başkasınının bakımına muhtaç olup olmadığı hususunun kesin olarak belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi’nden kaza tarihinde yürürlükte bulunan söz konusu Yönetmelik hükümlerine göre, davalının davacının iyileştiği yönündeki iddiaları, ceza dosyasında yer alan rapor ve önceki maluliyet raporunun da irdelendiği bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
5-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin tüm ve davalılar … ve … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına…” gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından hazırlanan rapora göre davacının %77 oranında sürekli iş göremezliğinin, sürekli bakıma muhtaç olduğu belirtildiği,maluliyet raporu doğrultusunda tazminatın belirlenmesi için aktüer bilirkişiden rapor alındığı, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniğine göre belirlenen tazminatın hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilerek, davacının bozma ilamından önce sunduğu ıslah doğrultusunda, davanın kabulü ile; 333.290,83 TL sürekli iş göremezlik zararı ile 706.943,20 TL bakım ve bakıcı zararı olmak üzere toplam 1.040.234,03 TL maddi tazminatın davalı … yönünden dava tarihi olan 09.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ve kazanın meydana geldiği 20/06/2013 tarihinden geçerli sigorta poliçe teminat limiti (sürekli iş göremezlik zararı için 250.000 TL, bakım ve bakıcı zararı için 250.000 TL olmak üzere toplam 500.000 TL ) ile sınırlı olmak üzere; diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 20.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 45.000 TL manevi tazminatın davalı … dışındaki davalılardan kaza tarihi olan 20.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalılar … ve … vekili ile katılma yoluyla davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğu, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ile progresif rant esas alınması gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
Davalılar … ve … vekili temyiz dilekçesinde; hesap bilirkişi raporu 2022 yılı asgari ücreti esas alınarak hazırlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozma ilamından önce hükme esas alınan hesap raporu 2015 yılı verileri dikkate alınarak hesaplandığı ve davacının itiraz ve temyiz etmediğini, davalılar yararına ilk kararın bozulduğu dikkate alındığında, güncel verilere göre hesaplamanın yapılmasının hatalı olacağını, dosya içerisinde bulunan maluliyet raporları arasında çelişki olduğunu, kusur oranının net bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
Katılma yoluyla … vekili temyiz dilekçesinde; hükümde davalının poliçe limitiyle sorumlu olduğunu belirtilmesine rağmen hiç bir ayrım yapılmadan yargılama gideri, vekalet ücreti ve diğer feriler yönünden toplam tazminat miktarından sorumlu tutulmuş olmasının hatalı olduğunu, teminat limitine oranlanması gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıların sürücüsü, işleteni olduğu, trafik sigortası bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın sürekli iş göremezlik, sürekli bakıcı gideri ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 ilâ 439 uncu maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, … Yönetmeliği.
3.Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları, davalılar … ve … vekili ile katılma yoluyla temyiz eden davalı … vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar … ve … vekilinin diğer temyiz itirazının incelenmesinde;
İlk kararda, davacının %100 oranında sürekli maluliyeti olduğu kabul edilerek 18.03.2015 tarihli aktüer raporu ile PMF Yaşam Tablosu kullanılarak hesaplama yapılmış ve anılan rapor hükme esas alınmıştır.
İlk karar davacılar ile davalılar … ve … tarafından temyiz edilmiştir. İlgili bozma ilamı doğrultusunda davalılar … ve … lehine kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe uygun olarak maluliyet raporu alınması yönünde karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak alınan maluliyet raporu doğrultusunda davacının %77 oranında sürekli maluliyetinin olduğu anlaşılmış olup maluliyet oranına göre tazminat hesaplaması için 26.02.2022 tarihli aktüer rapor ile 2022 yılı güncel verileri kullanılarak TRH 2010 Yaşam Tablosu ile hesaplama yapılmış ve hükme esas alınmıştır. Güncel veriler dahilinde yeniden TRH 2010 Yaşam Tablosu kullanılarak hesap yaptırılıp tazminatın belirlenmesi, davalılar … ve … yararına oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal edecektir (HGK’nun 18.02.2020 tarih, 2016/21-817 Esas ve 2020/167 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir).
Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; bozma öncesindeki 18.03.2015 tarihli hesap raporu ile davalılar … ve … lehine oluşan kazanılmış hakkın korunmasını sağlayacak biçimde 2015 yılı verilerine göre hesap yapılması ve bakiye ömrün belirlenmesi yönünden PMF Tablosunun esas alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
3. Davalı … vekilinin diğer temyiz itirazının incelenmesinde;
İlk karara karşı temyiz yoluna başvuran davalı … vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddedilmesi üzerine davalı … yönünden mahkemenin ilk kararı kesinleşmiştir. Bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama neticesinde verilen kararda davalı … hakkında asıl ve fer’iler yönünden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken davalı … yönünden yeniden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
VIII. KARAR
1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazları, davalılar … ve … vekili ile katılma yoluyla temyiz eden davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile; değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA;
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.