YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12730
KARAR NO : 2023/58
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/289 E., 2020/353 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, davacı … Sendikası’nda 28.09.2003-25.09.2005 tarihleri arasında genel mali sekreter olarak; dava dışı …’in ise aynı tarihler arasında genel başkan olarak görev yaptığını, Sendika’nın muhasebe servisinde yapılan incelemede bu iki yöneticinin ortak hesabında müteselsilen mesul oldukları borç bakiyelerinin 1.715.676,22 TL olduğunu, bu nedenle davalı hakkında icra takibi başlattıklarını ancak, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve % 40’dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, icra takibinde borcun sebebi olarak Yeminli Mali Müşavir … ‘in 18.08.2010 tarih, 12 sayılı denetim raporunun 111 inci maddesinin b fıkrasında yapılan tespitin gösterildiğini, ancak bu denetim raporunun dosyaya ibraz edilmediğini, kesinleşmiş bir alacak olmadığını, borç mevcut olsa bile zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacı sendikada mali sekreter olarak 26.09.2003 ile 24.09.2005 yılları arasında görev yaptığını, 24.08.2005 tarihli davacı sendikanın olağanüstü denetim kurulu raporunda müvekkilinin sendikaya borcu ve zimmeti olduğuna dair bir bilgi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.02.2014 tarihli 2012/457 E., 2014/49 K. sayılı kararı ile; “Bu itibarla, tarafların iddia ve savunmalarına, toplanan delillere, mahkememizce yerinde ve yeterli bulunan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; davalının mali sekreter görevini yürüttüğü dönemde sendika adına yapılacak ödemelerin sendika tüzüğüne, yönetmeliklerine uygun olup olmadığını göz önüne almak haksız yapılmak istenen ödemeleri onaylamaması, zorunlu kalması halinde ise buna ihtirazi kayıt koyması ve ödemenin yapılmasına engel olunması için kendisine düşen yükümlülükleri yerine getirmek zorunda olduğu, davalının yöneticisi bulunduğu sendika adına yaptıkları ödemeleri mevzuatın öngördüğü şekilde yapmak, belgelendirmek, defter ve belgeleri usulüne uygun tutmak ve denetime olanak verecek şekilde düzenlemek zorunda olduğu, kendi zimmetinde bulunması bile sendikanın diğer yöneticilerine yada üçüncü şahıslara yapılacak ödemelerde görevini ihmal yada kusuru halinde doğacak zarardan sorumlu olmasının kaçınılmaz olacağı, davalının ceza mahkemesinde hakkındaki suçlamalardan beraat etmiş olması yöneticilik döneminde yapılan usulsüz ödemelerden doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağından görev süresi içinde usulsüz olarak sendikanın diğer yöneticileri yada üçüncü şahıslara usulsüz yapılan ödemelerden sorumlu olacağı, davalının mali sekreter olarak vergilerin süresinde ödenmemesinden doğan zarardan sorumlu tutulabilmesi için ödeme yapılması gereken tarihte sendika kasasında ödeme yapılacak kadar paranın bulunması, ve diğer yöneticilerle birlikte ödemeyi yapmamış olmaları ve bu ödemenin yapılması için diğer yöneticilere ödeme talebinde bulunmamış olması gerektiği, ancak davacı sendika Kadıköy 4. İcra Müdürlüğünün (İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğü) 2011/4682 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine giriştiği icra takibinde yeminli mali müşavir … tarafından hazırlanan 18.8.2010 tarihli ve 12 sayılı denetim raporunun 111.maddesinin b fıkrası gereği sadece 100.000 TL nın tahsilini talep ettiği, davalının takibe konu alacaktan sorumlu tutulmaması için yöneticilik görevi süresince yöneticisi bulunduğu sendikanın yönetim kurulu tarafından sendika yöneticileri veya üçüncü şahıslara usulsüz ödeme yapılmamış olduğunun tespiti gerektiği, davalının yöneticilik yaptığı dönemde yapılan usulsüz ödemeler tutarının davalıdan talep edilen alacaktan çok fazla olduğundan davacı sendikanın takibe konu alacak tutarını davalıdan talep edebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı…” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; davalının Kadıköy 4. İcra Müdürlüğünün 2011/4682 sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, alacak likit olduğundan, asıl alacağın % 20’si olan 20.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmustur.
2. Dairenin 17.03.2017 tarihli 2017/665 E., 2017/1728 K. sayılı kararı ile “Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacı Sendika’nın takip talebine ve davaya dayanak olarak ileri sürdüğü yeminli mali müşavir … tarafından düzenlenen 18/08/2010 tarih ve (12) sayılı denetim raporu ile dava konusu döneme ilişkin birtakım defterlerin getirtilmeksizin bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, keza davalı hakkında görev yaptığı döneme ilişkin olarak özel belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarından açılan ceza davalarında beraatine karar verildiği, bu hususların bilirkişi raporunda inceleme konusu yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu denetime ve sonuca varmaya elverişli değildir. Şu halde mahkemece; öncelikle yeminli mali müşavir … tarafından tanzim edilen 18/08/2010 tarihli (12) sayılı denetim raporu ile 2005 yılına ait defteri kebir ve envanter defterleri getirtilerek dosya içine alındıktan sonra ceza dosyalarıyla birlikte dava konusu dosya, konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek ayrıntılı, açık ve denetime elverişli rapor alınıp, davacı sendikanın davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Taraf iddia ve talepleri, yargıtay ilamı ve alınan gerekçeli bilirkişi raporları dikkate alınarak dosya bir bütün olarak incelendiğinde; gerek mali müşavir … ’in 18.08.2010 tarih 12 sayılı denetim raporunda, gerekse birinci bilirkişi asıl ve ek raporunda belirlenen 1.715.676,22 TL sendikanın uğradığı zarar tutarı üçüncü bilirkişi tarafından da aynen belirlenmiş olup, bu zarara Korkut Günler ve …’in sebebiyet verdiği ve bu zarardan müteselsilen sorumlu oldukları, bu zararın sendikanın 1.08.2003-31.07.2005 dönemine ait belgelerin te diye, tahsin mahsup işleri ve iki belgelere dayanarak yasal defteri bilgisayar sistemi ile kaydedildiği ve yevmiye defterlerinin 2003, 2004 ve 2015 yılı kapanış kaydının yapılmasına karşın, kapanış ve açılış kayıtlarının farklılıklar arz ettiği, bazı tahsil ve tediyelerin yasal kayıtlarda gösterilmediği, bazılarının noksan gösterildiği, işlemlerin zamanında kaydedilmediği, sendikanın 2003 yılı aralık ayına ait muhtasar beyannamelerine göre 26.01.2004 Tarihinde ödenmesi gereken vergilerin gecikmeli ödenmesi (Zamanında ödenmesi mümkün iken ödenmemesi) nedeniyle 277.137,81 TL gecikme faizi ödenmesine sebep bulunduğu, çeklerle sendikanın banka hesaplarından toplam 716.747,07 TL çekildiği halde muhasebe kayıtlarına alınmayarak, kayıt dışı bırakıldığı ve sendikanın zarara uğratıldığı, İzmir Bölge Başkanlığı’ndan Genel Merkezin TC. Ziraat Bankası … Şubesi hesabına havale olarak gönderilen 700.000 TL’nin muhasebe kayıtlarında hiç alınmadığı ve kayıt dışı bırakıldığı, sendikanın Ankara’da bulunan misafirhanesinin Yol İş Sendikasına 3.935,000 TL bedelle satıldığı, bedelinin 2.500.000 TL’nin 23.06.2004 tarihinde, 1.435,000 TL’nin 05.10.2004 tarihinde, alıcının TC Ziraat Bankası … Şubesi’ndeki (davacı) hesabına EFT yoluyla gönderilmesine karşın, muhasebe kayıtlarına alınmadığı ve ancak 23.05.2005 tarihinde kayıtları alındığı, 08.12.2004 tarihinde Vakıfbank/Osmanbey Şubesi‘nden Sendikanın Trakya Bölge Şubesine 25.000,00 TL banka tarafından havale yoluyla gönderilmesine rağmen, mükerrer olarak aynı tarihli kasadan nakden ödenmesi şeklinde davacının zarara uğratıldığı, sendika aidat alacaklarının tahakkuk esasına göre muhasebeleştirmeyip geçmiş dönemlere ait alacakların takibin gereği gibi yapılmadığı avans ve borç verme ve bunların geri alınmasında kanun ve sendikalar tüzüğüne uygun davranılmadığı, bu nedenlerle sendikanın zarara uğratılmasına sebep olunduğu, bu zarardan davalının sorumlu olduğu, takibin 100.000,00 TL üzerinden açılması dikkate alınarak bu bedel üzerinden itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve alacağın miktarının ve sorumluluk hususunun yargılamaya muhtaç olması dikkate alınarak davalının icra inkar tazminatından sorumlu olmayacağı…” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının Kadıköy 4. İcra Müdürlüğü’nün 2011/4682 E. sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece eksik ve hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, bozma ilamında yer alan bozma sebepleri yönünden etkili bir değerlendirme yapılmadığını, hükme esas teşkil eden raporda bilirkişinin ceza mahkemesi tarafından verilen kararları eksik, hatalı, usul ve yasaya aykırı bir şekilde değerlendirdiğini, hazırlanan raporun ticari defterlerin incelenmesi merkezinden kayarak, daha ziyade ceza mahkemelerinin verdiği kararların eleştirisine dönüştüğünü, davalının ceza davalarında beraat ettiğini, bilirkişinin mahkemenin değerlendirmesi gereken hukuki durumu uzmanlık alanı olmamasına rağmen hatalı olarak değerlendirdiğini, ceza davası yargılamasında ticari defterler, sendika tarafından sunulan bilgi ve belgeler incelendikten ve irdelendikten sonra beraat kararına ulaşıldığını, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunun kendi içinde tutarsız olduğunu, bilirkişi raporunun 7. sayfasında davadışı Korkut Güler’in, sendikanın mali sekreterlik görevinde bulunduğunun belirtildiği, ancak bunun doğru olmadığı, Korkut Güler’in 24.09.1992-24.09.2003 yıllarında sendikanın genel mali sekreterlik görevini yaptığını, bu dönemde sendikayı zarara uğrattığını, bu nedenle müvekkilinin 24.09.1992-24.09.2003 yıllarında genel teşkilat sekreteri görevi yaptığını, bilirkişi raporunda bu borçların nasıl müvekkile atfedildiği ve müvekkilin hangi gerekçeye dayanılarak müteselsil sorumlu addedildiğinin anlaşılamadığı, müvekkilinin 24.09.2003-24.09.2005 yıllarında görev yaptığını, bu dönemde bütün ödemelerin yasal süreler içerisinde muhasebe müdürü Hikmet Demir ve Şafak Erdil tarafından yaptırıldığını, TBK’na göre müteselsil sorumluluk olabilmesi için bunun ya kanundan ya da sözleşmeden doğması gerektiğini, yönetmelik ile mütesesil sorumluluk veya borçluluk ihdas edilemeyeceğini, raporun 8. sayfasında 2005 yılı ticari defterlerinden bir anda 2007 yılı ticari defterlerine geçiş yapıldığını, herhangi bir belge olmaksızın 1168 no’lu yevmiye maddesi ile Yeminli Mali Müşavir raporuna istinaden müvekkilin borçlandırıldığını, müvekkilin borçlu olduğunu gösteren herhangi bir bilgi ve belge olmadan, mali müşavir tarafından hazırlanan bir rapor ile müteselsil sorumlu denilerek borçlandırıldığını, Yeminli Mali Müşavir … ’in 18.08.2010 tarih 12 sayılı denetim raporunun 111. maddesinin b fıkrası gereğince müvekkile yöneltilebilecek kesinleşmiş bir alacak ve borcun bulunmadığını, 24.08.2005 tarihli Tekgıda İş Sendikası Olağanüstü Denetim Kurulu raporunda; müvekkilin sendikaya borcu ve zimmeti olduğuna dair bilgi bulunmadığını, ancak bu raporun bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını, kök rapordaki çelişkinin ek raporla da giderilmediğini, ceza mahkemesindeki ifade tutanakları ve verilen karar dikkate alınmadan karar verildiğini, müvekkilin borcunun olmadığı, evraklar altındaki imzaların müvekkile ait olmadığı ve yine zimmetine para geçirmediği hususlarının İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2006/680 E ve 2007/1016 K sayılı dosyasında ve İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/930 E ve 2012/1804 K sayılı dosyasında ispatlandığını, davacı vekili ile bilirkişinin aynı soyadı taşıdıklarını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalının davacı sendikada görev yaptığı sürede oluştuğu iddia edilen alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatının ödenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Dairenin 17.03.2017 tarihli 2017/665 E., 2017/1728 K. sayılı ilamı ile Yeminli Mali Müşavir … tarafından tanzim edilen 18.08.2010 tarihli (12) sayılı denetim raporu ile davacı sendikanın 2005 yılına ait defteri kebir ve envanter defterleri dosya içine alındıktan sonra ceza dosyalarıyla birlikte dava konusu dosyanın konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek denetime elverişli rapor alınması gerektiği hususunda kararın bozulduğu, ancak mahkemece Yeminli Mali Müşavir … tarafından tanzim edilen 18.08.2010 tarihli (12) sayılı denetim raporunun dosya arasına alınmadığı, hükme esas alınan 16.04.2019 ve 14.01.2020 tarihli bilirkişi raporlarında 18.08.2010 tarihli anılan raporun incelenmediği, yine hükme esas alınan raporlarda davalı …’in davacı sendikanın başkanı olduğu tespitinin yer aldığı, oysaki davalı …’in davacı sendikada 28.09.2003-25.09.2005 tarihleri arasında genel mali sekreter olarak görev yaptığı anlaşılmış olup mahkemece hükme esas alınan 16.04.2019 ve 14.01.2020 tarihli bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Bununla birlikte dosya kapsamından, davalı …’in davaya konu olay kapsamında sanık olarak yargılandığı İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/930 E., 2012/1804 K. sayılı dosyasında bilirkişiler …, … ve… tarafından tanzim edilen 20.08.2010 tarihli raporun alındığı, söz konusu raporun benimsenerek davalı sanık …’in 2005 yılı için olan suçlamalar kapsamında beraatine karar verildiği, hükmün Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 10.01.2017 tarihli 2014/10581 E., 2017/112 K. sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği, kararın 10.01.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Eldeki davada mahkemece hükme esas alınan 16.04.2019 ve 14.01.2020 tarihli bilirkişi raporlarının incelenmesinde ise, yukarıda anılan ceza davası kapsamında alınan 20.08.2010 tarihli raporun değerlendirilmediği, hükme esas alınan raporların bu yönden de Dairenin bozma ilamını karşılar nitelikte olmadığı anlaşılmış olup, mahkemece eksik ve yetersiz inceleme ile denetime elverişli olmayan raporlar benimsenerek karar verildiği anlaşılmıştır.
Şu durumda; mahkemece öncelikle icra takibinin dayanağı olarak gösterilen Yeminli Mali Müşavir … tarafından düzenlenen 18.08.2010 tarih ve (12) sayılı denetim raporunun dosya arasına alınması, daha sonra davacı Sendikanın 2003, 2004 ve 2005 yıllarına ait defteri kebir ve envanter defterlerinin getirtilmesi, dosya içerisindeki raporlar ile İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/930 E., 2012/1804 K. sayılı dosyasında bilirkişiler …, … ve … tarafından tanzim edilen 20.08.2010 tarihli raporun da değerlendirilmek suretiyle, Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşacak üç kişilik bilirkişi kurulundan, davalı tarafından usulsüz bir eylem yapılıp yapılmadığı, zararın meydana gelmesinde davalının kusur oranı ile zarar kapsamının belirlenmesi, davacı sendikanın davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı yönünde açık ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken açıklanan yönler gözetilmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.