Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/1483 E. 2023/1857 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1483
KARAR NO : 2023/1857
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2367 – 2021/2454
HÜKÜM/KARAR : Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 9.Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/550 – 2021/137

Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davacının sürücüsü olduğu motosiklete davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu aracın asli ve tam kusurlu olarak çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek 500.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik işgücü kaybı için 9.000,00 TL, bugüne kadar yapılan tedavi giderleri ile ileride yapılacak ameliyat ve protez masrafları için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı ilk yargılama sırasında maddi tazminatlarını 10.10.2016 tarihli islah dilekçesiyle 10.000,00 TL’den 100.219,96 TL artırmıştır. İkinci yargılama sırasında davacı vekili maddi tazminat talebini 6100 sayılı HMK’nın 107. md kapsamında olduğunu belirterek 07/05/2021 tarihli talep artırım dilekçesiyle 266.562,30 TL’na artırmıştır.

II. CEVAP
Davalılar vekili; müvekkilinin kasten zarar vermediğini, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, davacının çalıştığının SGK kaydı ile belirlenmesi gerektiğini, sigorta şirketince yapılan ödemeler olduğunu, maddi tazminatın bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile”..Somut olayda; meydana gelen trafik kazasının oluşumunda davalı sürücü … yönetimindeki aracın trafik kazasının oluşmasında %100 oranında kusurlu olduğu, diğer sürücülerin kusurlarının bulunmadığı, davalı … ‘in ise araç sahibi olması nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu, irdelenen sulh protokolü gereğince davacının dava dışı … Sigorta A.Ş.’nden 78.714,34 TL tutarında tazminat aldığı, bu protokol gereğince dava dışı … Sigorta A.Ş.’nin ibra edildi, dolayısıyla bu dosya davalılarına bu durumun sirayet etmeyeceği, meydana gelen trafik kazası sonucunda davalıların kusurlu davranışları nedeniyle davacının bir bacağını kaybettiği, kaza tarihinde davacının henüz 25 yaşında olduğu da dikkate alındığında bacağını kaybetmiş olması nedeniyle bir … boyu bu acı ve ızdırapla yaşamak zorunda kalacağı ve bunun izlerini taşıyacağı, kazanın üzerinden uzunca bir süre geçmesine rağmen halen bir dizi operasyon geçirmek zorunda kaldığı, manevi tazminat isteme koşullarının oluştuğu yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamında anlaşılmakla; davacının maddi tazminat talebinin arttırım talebi gibi kabulü ile 266.562,30 TL maddi Davacının maddi tazminat talebinin arttırım talebi gibi kabulü ile, 266.562,30 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 02.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminatın reddine,” şeklinde hüküm kurulmuştur.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, kararın yasaya ve usule uygun olmakla beraber maddi ve manevi tazminatın olayın vehameti karşısında düşük kaldığını, manevi tazminat taleplerinin tam kabulü gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davacının gerek sigortadan gerekse SGK’dan ödemeler aldığını, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, tazminat miktarlarına kaza tarihinden itibaren faiz işletilmeye başlatılmasının usule uygun olmadığını, mahkemenin taleple bağlı olduğu için talep fazlasına karar verilemeyeceğini, ilk kararda kabul edilen kısım için olay tarihinden bakiye kısım için ıslah tarihinden yasal faize hükmedilmesine rağmen, ikinci kararda taleplerin tümü hakkında olay tarihinden itibaren karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk istinaf kararında davacı tarafın istinaf taleplerinin incelenmediğini, buna rağmen davalıların aleyhine dosya kapsamıyla bağdaşmayacak şekilde tazminat oranlarının artırıldığını, ıslahın zaman ve miktarına dikkat edilmediğini, davacının kısmi alacak davası açıp ilk aşamada davacının tazminatlarını ıslah ettiğini, artırılan bu talep üzerinden karar verildiğini, davada ikinci kez ıslah yapılamayacağını, muvafakatlarının olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olmadığından ikinci kez artış yapılamayacağını, kaldı ki ıslah edilen kesimin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin tam kusurlu kabul edilmesinin mümkün bulunmadığını, manevi tazminatların ciddi ve fahiş olarak belirlendiğini ileri sürerek kararın ortadan kaldırılmasına, davanın reddine, aksi durumda kısmi sebeplerle ortadan kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ” Davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin tedavi giderleri bakımından tazminat hesabına, manevi tazminat tutarı ile kusura yönelen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince esastan reddine, Davalılar vekilinin kalıcı iş göremezlik tazminatına, ıslah ve faizin başlangıcına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (b-2) bendi gereğince kabulüne, kararın kaldırılmasına Davacının maddi tazminat isteminin birinci ıslah dilekçesi gereğince kısmen kabul-kısmen reddine, 87.179,00 TL tedavi giderlerinden oluşan maddi tazminatın 10.000,00 TL’sının 02.01.2011 tarihinden itibaren, bakiye 77.179,00 TL lik kısmının ıslah tarihi olan 25.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya (daimi işgöremezlik kazanç kaybına) ilişkin 13.040,96 TL’lik istemin reddine, Davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 250.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacı vekilinin 07.05.2021 tarihli talep arttırım dilekçesi ile davalılar vekilinin bu talebe yönelik zamanaşımı defi hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulmuştur.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve yasaya uygun olmakla birlikte maddi ve manevi tazminatın bir miktar az olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını, kusuru kabul etmediklerini, ileride doğacak tedavi giderleri yönünden somut bir inceleme yapılmadığını, davacının SGK tarafından ödeme aldığını, ilk derece mahkemesinin ilk kararının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından lehine kaldırılmasına rağmen son hükmün aleyhe kurulduğunu, maddi ve manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı , tedavi gideri ile

manevi tazminat talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 107 ve 177 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54 ve 56 ncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90, 91 ve 111 inci maddeleri. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK’nın 56 ncı maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Yukarıda belirtilen hususlar ışığında somut olayın özellikleri dikkate alındığında takdir olunan manevi tazminatın fazla olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2-Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılara iadesine,
15.02.2023 tarihinde üye …’ün karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Manevi tazminat, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararlarında ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamalarında benimsendiği üzere zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı amaçlayan, davacının özel durumu göz önünde bulundurularak takdir edilen bir giderim aracıdır.
Manevi tazminatın miktarı belirlenirken kişinin yaşı, sosyal konumu, işi, medeni hali ve kazanın meydana gelmesinde kusurlu olup olmadığı, olayın oluşu ve kazanın meydana geldiği tarih önem taşır.
Somut olayda davacı 25 yaşında bir genç olup bacağı kaza nedeniyle kesilmiş, … boyu protez kullanmak mecburiyetinde kalmıştır. Kişinin maddi ve manevi varlığının korunması, Anayasa’nın 17 nci maddesi uyarınca amir hüküm olup vücut bütünlüğü bu anayasal hak kapsamında kabul edilmelidir. Zira bu durumun, kişinin özel ve aile hayatını ciddi anlamda etkileyecek boyutta olması nedeniyle takdir olunacak manevi tazminat miktarının kişinin acı ve eleminin bir nebze karşılanabilmesini gerekli kılacak kadar olması beklenmelidir.
Öte yandan kişi hakkında hesaplanan maddi tazminat miktarının usul hükümleri uyarınca tamamına hükmedilememiş olması da (2. kez ıslah yapılamaması nedeniyle) yargılama makamlarınca gözetilmiş ve bir miktar belirlenmiştir. Yüzyüzelik ilkesi gereğince ve hakimin takdiri ile oluşan manevi tazminat miktarının yeterli olduğu ve fahiş takdir edilmediği düşüncesindeyim.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8 inci, Anayasa’nın 17 nci maddesi uygulamaları ile Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları da kişinin maddi bütünlüğünün korunması, özel ve aile hayatının korunması ilkeleri bağlamında hükmolunan tazminat miktarının, olayın üzerinden 12 yıl geçmiş olması da gözetilerek doğru olduğu düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun manevi tazminatın miktarının fazla ve hakkaniyete aykırı olduğu yönündeki düşüncesine iştirak edemiyorum.