YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/15706
KARAR NO : 2023/5887
KARAR TARİHİ : 03.05.2023
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/171 Esas – 2022/872 Karar
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi tarafından mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş, davalı vekilinin karar düzeltme talebinin incelenmesi sonucunda karar düzeltme isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 23.12.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu … sevk ve idaresindeki motosiklet ile ….. sevk ve idaresindeki aracın çarpışması neticesinde müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını, kazanın oluşumunda motosiklet sürücüsünün kusurlu olduğunu ve kazaya sebebiyet veren bu aracın Zorunlu Mali Mesuliyet poliçesinin bulunmayışı nedeniyle davalının hukuki sorumluluğunun bulunduğunu, davacının kaza tarihi itibariyle Toki inşaatında sıva ustası olarak günlük 50,00 TL
yevmiye ile çalıştığını bu nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu aracın silindir hacminin 50. cc nin altında olması nedeniyle motorlu bisiklet olduğunu ve müvekkili kurumun sorumlu olmadığını, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, olayda hatır taşıması ve müterafik kusur bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne, 76.852,13 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 31.489,82 TL geçici işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 108.841,95 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 11.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (poliçe limitiyle sınırlı kalmak kaydıyla) davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 2015/4388 Esas-2018/668 karar sayılı bozma ilamında özetle; “…Davacı tarafından ıslah dilekçesiyle 76.852,13 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 31.989,82 TL geçici işgöremezlik tazminatı (toplam 108.841,95 TL) talep edildiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği halde, 76.852,13 TL kalıcı işgöremezlik tazminatı, 31.489,82 TL geçici işgöremezlik tazminatı olmak üzere toplam 108.841,95 TL’ye hükmedildiği, oysa ki hüküm fıkrasında geçen 76.852,13 TL kalıcı işgöremezlik tazminatı ile 31.489,82 TL geçici işgöremezlik tazminatının toplamı 108.341,95 TL olup hüküm kendi içerisinde miktar bakımından çeliştiğinden, bu yön yukarıda açıklanan yasa maddelerine açık bir aykırılık oluşturduğundan (10.04.1992 gün, 1991/7 Esas-1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere) hükmün bozulması gerektiği, ayrıca somut olayda hükme esas alınan Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nca düzenlenen bilirkişi raporunda sadece sürekli işgöremezlik oranı belirtilip geçici işgöremezlik süresi bakımından bir değerlendirme yapılmadığı, hesap bilirkişisi ise SGK tarafından davacıya yapılan ve rücuya tabi olduğu bildirilen ödeme ekran görüntüsüne göre davacının geçici işgöremezlik süresinin 1159 gün olduğundan bahisle, 1159 gün için geçici işgöremezlik tazminatı hesaplayarak SGK tarafından ödenen 19.334,21 TL’yi tenzil ettiği, mahkemece kalıcı işgöremezlik tazminatı yanında, 31.489,82 TL geçici işgöremezlik tazminatına da hükmedildiği, bu durumda mahkemece Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan kaza tarihinde yürürlükte bulunan “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine uygun şekilde davacının “geçici işgöremezlik süresinin tespiti” konusunda ek rapor aldırılarak sonucuna göre (davalı lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek) hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı”.” şeklindeki gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Davalı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2018/4190 Esas-2020/5056 Karar sayılı bozma ilamında özetle “… Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; KTK’nun 78. maddesi ve Karayollari Trafik Yönetmeliği hükümlerine ve aracın özelliğine göre takılması gereken koruyucu dizliğin takılıp takılmadığının araştırılması; kaza nedeniyle oluşan maluliyetin (sol diz hareket kısıtlılığının), koruyucu dizlik takılması halinde de oluşup oluşmayacağı ve dizlik takılmayışı ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda uzman doktor bilirkişi heyetinden rapor alınması; koruyucu ekipmanların takılmamış olması ve maluliyetle illiyeti bulunduğunun saptanması halinde, Dairemizin uygulamaları da dikkate alınarak BK’nın 44. maddesi (TBK md. 52) uyarınca tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği” belirtilerek karar düzeltme talebi kabul edilmiştir.
B. Bozma Sonrası Verilen Karar
İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının SGK tarafından karşılanmamış geçici iş göremezlik zararının bulunmadığının anlaşılması, Ç.Ü Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalının 16.05.2022 tarihli sağlık kurul ek raporuna göre de; kişinin kaza sonucu yaralanması koruyucu dizlik kullanımı olmadan gerçekleştiğinden “koruyucu dizlik takmış olsa idi maluliyet yönünden sonucunun değişip değişmeyeceği, kaza nedeniyle oluşan maluliyetin oluşup oluşmayacağı ve koruyucu dizlik takılmayışı ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı” hususunun tıbbi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığının bildirilmesi karşısında, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, kalıcı iş göremezlikten kaynaklanan 76.852,13 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 11.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının geçici iş göremezlik sebebine dayanan fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan 15.08.2022 tarihli bilirkişi raporu ile davacının kaza tarihli geliri esas alınarak hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, bu hususa ilişkin 29.08.2022 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, davacının tazminatının hesaplanmasında, hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretin esas alınması gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile sürekli iş göremezlik zararı ile geçici iş göremezlik zararı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HUMK’un 428 inci maddesinin 438 inci maddesinin yedi, sekiz, ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunun 45. maddesi (6098 sayılı Kanunun 54. maddesi), 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 85, 89, 90,91 ve 92. maddeleri, … Yönetmeliği.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.