Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/16139 E. 2023/7742 K. 12.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/16139
KARAR NO : 2023/7742
KARAR TARİHİ : 12.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/204 E., 2022/94 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Açılmamış Sayılması
Davacı … Mirasçısı … vekili

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan ilk temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, yapılan ikinci temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının yine bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece yeniden bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı tasfiye memuru … vekili ve davacı … mirasçısı … tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlulardan Barış Nakliyat Petrol Zahire İnşaat Konfeksiyon ve Dış Ticaret Ltd. Şti.’nin alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı otuzyedi adet taşınmazı,davalı borçlu …’nın da adına kayıtlı 3 adet taşınmazı 12.11.2008 tarihinde davalı …’a sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep etmiş,16.4.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile de davalı borçlular ile davalı … arasındaki 12.11.2008 tarihli satış işlemine konu taşınmaz sayısının kırk değil yetmiş sekiz adet olduğunu belirterek davalı borçlular tarafından davalı …’e 12.11.2008 tarihinde satılan yetmiş sekiz adet taşınmaz satışına ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; takip konusu ihtiyati haciz kararının kesinleşmiş mahkeme kararıyla ortadan kalktığını, yapılan icra takibinin iptal edildiğini, iptali istenen tasarrufun borçtan önce yapıldığını, dava şartlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.11.2011 tarihli ve 2009/156 Esas, 2011/404 Karar sayılı kararı ile; iptali istenen tasarrufun borçtan önce yapıldığı, borçlular hakkındaki icra takibinin iptal edildiği ve iptal kararının kesinleştiği, davacının takip konusu senede istinaden aldığı ihtiyati haciz kararının kaldırıldığı ve hükmün kesinleştiği, davacının takip konusu borcun taraflar arasındaki akaryakıt alışverişinden doğduğu iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 19.02.2013 tarihli ve 2012/4326 Esas, 2013/1955 Karar sayılı ilamı ile;
“…
Somut olayda takip konusu alacak 18.11. 2008 tanzim, 10.7.2009 vade tarihli bonoya dayalıdır. Anılan bono ile ilgili 1.4.2009 tarihinde alınan ihtiyati haciz kararına istinaden 13.4.2009 tarihinde 2009/2441 sayılı dosya ile davalı borçlular hakkında icra takibi başlatılmış, davalı borçluların ihtiyati haciz kararına itirazları sonucu 15.2.2010 tarihinde kesinleşen mahkeme kararı ile ihtiyati haczin kaldırılmasına, 28.2.2011 tarihinde kesinleşen karar ile de borçlular hakkındaki takibin iptaline karar verilmiştir. Bunun üzerine davacı alacaklı tarafından eldeki dava sırasında davalı borçlular aleyhine takip konusu bonoya istinaden 11.4.2011 tarihinde 2011/5623 sayılı dosya ile yeni takip başlatılmış davalı borçlular hakkındaki takip kesinleşmiş ve 7.10.2011 ve ve 20.9.2011 tarihlerinde de menkul hacizleri yapılmıştır. O halde eldeki dava sırasında davalı borçlular aleyhine başlatılan ve kesinleşen takip bulunduğundan mahkemenin borçlular hakkındaki icra takibinin iptal edildiği ve iptal kararının kesinleştiği, davacının takip konusu senede istinaden aldığı ihtiyati haciz kararının kaldırıldığı ve hükmün kesinleştiğini gerekçe gösterip dava koşulu yokluğundan davayı reddetmesi isabetli görülmemiştir.
Mahkemenin davayı reddetme gerekçelerinden diğeri ise iptali istenen tasarrufun borçtan önce yapıldığı, davacının takip konusu borcun taraflar arasındaki akaryakıt alışverişinden doğduğu iddiasını ispatlayamadığıdır. Yukarıda da belirtildiği gibi takip konusu senet 18.11.2008 tanzim tarihlidir. Ancak davacı vekili, iptali istenen tasarrufların müvekkili ile davalı borçlular arasındaki akaryakıt ticaretinden sonra yapıldığını borcun doğum sebebinin de taraflar arasındaki akaryakıt satışı olduğunu belirterek bu yönde deliller sunmuştur. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun 2.7.2010 tarihli yazısından davacının akaryakıt bayisi olduğu, davalı borçluların da 7.10.2011 tarihli haciz tutanağı, Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2011 tarih 2011/232 sayılı iddianamesinden ve davalı şirketin ticari sicil kayıtlarından akaryakıt ticareti yaptıkları (benzinlik işlettikleri)anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde dava dışı Diztaş İnş. Mal Pet. Oto ve Tek. Tic. Ltd .Şti’ nin Shell Turcas Petrol AŞ’den aldığı akaryakıtı müvekkiline, müvekkilinin de bu akaryakıtı davalı borçlulara sattığını belirterek 23.9.2008-8.11.2008 tarihleri arasında düzenlenen faturalar ile 26.9.2008-27.10.2008 tarihli sevk irsaliyelerini sunmuştur.Bu durumda öncelikle dava dışı Diztaş İnş. Mal. Pet. Oto ve Tek. Tic. Ltd. Şti. ile davacı arasındaki yukarıda belirtilen fatura ve sevk irsaliyelerine konu akaryakıt alışverişinin ve davacı tarafından dava dışı Diztaş Ltd. Şti’ne yapılan ödemelerin tesbiti bakımından davacı ile dava dışı Diztaş Ltd. Şti’nin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ve gerektiğinde davacı tarafından Diztaş Ltd. Şti yetkililerin tanık olarak dinlenmesi talep edildiğinden şirket yetkilisinin de bu konuda tanık olarak dinlenmesi, davacı ile Diztaş Ltd. Şti. arasında ticari ilişki belirlendiği takdirde davacı ile davalı borçluların ticari defterleri üzerinde sözkonusu akaryakıt alışverişinin varlığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2011 tarih 2011/232 sayılı iddianamesinde davacı ile davalı … arasında 18 yıllık ticari ilişki olduğu bu davanın konusunu oluşturan akaryakıt ticareti ve bu ticarete istinaden 6.11.2008 tarihinde gönderilen çeklerle ilgili dolandırıcılık ve zincirleme şekilde sahte resmi belge kullanmak suçu nedeniyle davalı borçlu … hakkında Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesine dava açıldığı anlaşıldığından ilgili ceza dosyasının istenmesi, davacı ve davalı tanıklarının dinlenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek takip konusu borcun doğumunun tespit edilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.” gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. Mahkemenin 11.09.2018 tarihli ve 2013/560 Esas, 2018/758 Karar sayılı kararı ile; bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında davacının vefat ettiği, mirasçıları olarak …, Adem Kahraman, … ve Aynur Aydın’ın kaldığının anlaşılması üzerine davacı vekiline mirasçılarını davaya dahil etmek üzere süre verilmesine rağmen gereğini yerine getirmediği, davayı da takip etmediği, mirasçılardan Adem Kahraman ve Aynur Aydın’ın Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1224 esas sayılı dosyasından mirasın reddi davasını açtıkları ve mahkemece talebin kabulüne karar verildiği, diğer mirasçılar Minnet ve …’ın ise 24/4/2018 tarihli duruşmaya haberdar olmalarına rağmen mazeret bildirilmeksizin katılmadıkları ve davalılar vekilinin de davayı takip etmeyeceklerini beyan etmesi üzerine mahkemece, dosyanın işlemden kaldırıldığı ve yasal 3 aylık süre içerisinde de yenilenmediği gerekçesiyle HMK’nın 150. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

2. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacının mirasçıları … ve … temyiz isteminde bulunmuştur.

3. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.06.2020 tarihli ve 2019/494 Esas, 2020/3362 Karar sayılı ilamı ile;
“…
Türk Medeni Kanununun 612. maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.
Somut olayda murisin mirasının en yakın mirasçıları tarafından reddedildiği açıktır. Mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp, sonuçlandırıldığı takdirde mirası reddedilen alacaklı için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci ile davaya devam edilmesi ve buna göre taraf teşekkülü sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekir.(HGK. 3.7.2002 T.15-572 K.577)
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” gerekçesi ile karar yeniden bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

C. Mahkemece Yeniden Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı müteveffa … terekesi adına tasfiye memuru …’ın 26.05.2022 tarihli celseye duruşmadan haberdar olmasına rağmen mazeret bildirilmeksizin katılmadığı, davacı müteveffa … terekesi adına tasfiye memuru … tarafından duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen mazeretsiz olarak takip edilmeyen dosyanın HMK’nın 150. maddesi gereğince yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve dosyanın işlemden kaldırıldığı 26.05.2022 tarihinden itibaren yasal üç aylık süre içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tasfiye memuru … vekili ve davacı … mirasçısı … temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı tasfiye memuru … vekili temyiz dilekçesinde; …’ın tereke temsilcisi olarak atandığını ancak dava açma ya da davayı takip etme konusunda mahkemece kendisine açık bir yetki verilmediğini, açık bir yetkisi olmadığından doğrudan davayı takip etmesinin mümkün olmadığını, mahkemenin bu davanın takibi için tereke dosyasından yetki alınması ve davanın alınacak yetkiye göre takibi için süre verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

2. Davacı … mirasçısı … temyiz dilekçesinde; mirasçı … aleyhine hükmedilen 81,00 TL posta masrafı ve 9.200,00 TL vekalet ücretinin haksız olduğunu, mirastan feragat ettiğini ve dosyasının kesinleştiğini, mirası reddettiği için aleyhine hükmedilen giderlerden sorumlu olmadığını belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 150 inci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Davacı … mirasçısı …’ın temyiz dilekçesi bakımından yapılan ön inceleme sonucunda; dosya kapsamına göre; davacının en yakın mirasçılarının mirası reddettiği ve mirasın reddine ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine terekenin tasfiye edildiği ve davaya tasfiye memuru ile devam edildiği, mahkemece verilen kararda da tereke aleyhine hüküm kurulduğu ve tereke aleyhine yargılama giderlerine hükmedildiği, davacı … mirasçısı … aleyhine herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşıldığından verilen kararı temyiz etmekte davacı … mirasçısı …’ın hukuki yararı bulunmadığından davacı … mirasçısı …’ın temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı tasfiye memuru … vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı … mirasçısı …’ın temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı tasfiye memuru … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı Tasfiye Memuru …’a yükletilmesine,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacı … mirasçısı …’a iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.