YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2210
KARAR NO : 2022/12025
KARAR TARİHİ : 12.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 27.08.2019 tarih 2019/İHK 10603 sayılı kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; 04.02.2017 tarihinde meydana gelen çift taraflı kazada davalının … si olduğu aracın davacının sevk ve idaresindeki araca çarptığını ve davacının yaralanmasına neden olduğunu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan raporda maluliyetin % 44 olduğunun tespit edildiğini, 22.03.2018 tarihinde 201.562,00 TL tazminat ödendiğini, ödemenin eksik olması nedeniyle sigorta şirketine tekrar başvuru yapıldığını, Sigorta şirketinin bu talebi reddettiğini, 19.04.2018 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu, % 44 maluliyet oranından 27.000,00 TL bakiye tazminata hükmedildiğini, davalı şirketin itirazının İtiraz Hakem Heyetince reddedildiğini, müvekkilinin rahatsızlığının devam etmesi üzerine 24.12.2018 tarihinde Gaziosmanpaşa Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca muayene edildiğini, maluliyetinin % 56 olduğunun tespit edildiğini, bu artış üzerine sigorta şirketine tekrar başvuru yapıldığını ancak cevap verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah ile sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 79.454,60 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre başvurunun reddine karar verilmiş; bu karara davacı vekili, İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı vekilinin uyuşmazlık hakeminin 02.05.2019 tarih, K 2019/34820 sayılı kararına karşı yaptığı itirazın kabulüne kararın kaldırılmasına, başvuru sahibinin talebinin kabulü ile 79.454,60 TL tazminatın 15.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak başvuru sahibine ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında, Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından belirlenen %44 maluliyet sebebiyle davalı tarafça 22.03.2018 tarihinde 201.562,00 TL ödeme yapıldığı, ardından davacı tarafça Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığı ve %44 maluliyet oranı üzerinden bakiye 27.000,00 TL tazminata hükmedildiği, eldeki dosyada ise davacı vekilinin 24.12.2018 tarihli Gaziosmanpaşa Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunda Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca davacının maluliyet oranının %56 olarak belirlendiğini belirterek tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir.
Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise, artık “gelişen durum” ve dolayısıyla, gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olacaktır. Böyle hallerde, zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş olamayacaktır.
Gelişen durumun varlığı halinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir.
Davacıdaki yaralanmanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, bu yaralanmadan dolayı gelişen bir durum olup olmadığı, varsa hangi tarihte gelişen durumun sona erdiği; diğer bir anlatımla, daimi iş gücü kaybının kesin olarak belirlenebilmesi için tedavilerinin ne zaman sona ereceği ve kesin maluliyet oranının hangi tarihte belirlenebileceği gerçek zararın tespiti açısından önemlidir.
Dosya kapsamından, davacının tedavisinin devam ettiğine, yeni ve gelişen durumlar nedeni ile tıbbi müdahale yapıldığına ilişkin bilgiler bulunmamaktadır. Maluliyete ilişkin raporda da gelişen durum olup olmadığı ve bunun sebebi açıklanmamış maluliyet oranının %56 olduğu belirlenmiştir.
Maluliyet oranları bakımından fahiş fark bulunmakla birlikte, bu farklılığın maluliyet oranında zaman içinde ortaya çıkan gelişen durum olup olmadığı konusunda yapılmış bir araştırma da yoktur.
Açıklanan vakıalar karşısında İtiraz Hakem Heyeti’nce; tüm tedavi evraklarının dosyaya teminin sağlanması, maluliyet oranları bakımından fahiş fark bulunduğu dikkate alınarak, raporlar arasındaki bu çelişkinin giderilmesi ile oran farklılığının maluliyette gelişen durum olarak kabul edilip edilemeyeceği (raporlarda maluliyet belirlemesine esas teşkil eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığı) hususlarında, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu rapor alınması ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/17. md. ve 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin 13. fıkrasına “tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir” hükmü eklenmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2. maddesinde ise “Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nispi ücretin beşte birine hükmedilir” düzenlemesi yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 12.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.