Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/3295 E. 2023/533 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3295
KARAR NO : 2023/533
KARAR TARİHİ : 17.01.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/4852 E., 2019/99 K.
SAYISI : 2019/İHK6214
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü / İtirazların reddi
SAYISI : K-2019/18371-18534

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetice davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davalı …Ş ve davacı vekillerince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince taraf vekillerinin itirazının reddine karar verilmiştir.

… kararı davalı …Ş vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 27.03.2009 tarihinde, müvekkilinin sevk ve idaresindeki davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş.’ye zorunlu trafik sigortalı motorsiklet ile davalılardan … Sigorta A.Ş’ye zorunlu trafik sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını, Bakırköy 8. İş Mahkemesi’nde işverene dava açtığını, davacının zararının 98.500,97 TL olarak hesaplandığını, SGK tarafından ödenen 15.630,16 TL’nin de düşülmesi üzerine 82.870,81 TL toplam zararının olduğunu tespit edildiğini, müvekilinin maluliyetinin %14 olarak tespit edildiğini, karşı araç sürücüsüne %50 ve işverene de %50 kusur verilerek işveren aleyhine 41.435,41 TL maddi ve 7.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, kararın kesinleştiğini, icra takibine konulduğunu ancak ödeme yapılmadığını, kazada davacının kusurunun olmadığını, davalıların müştereken müteselsilen oluşan zarardan sorumlu olduklarını, davadan önce sigorta şirketlerine yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını, bu nedenle 82.870,81 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı …Ş vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, sunulan maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, kusuru ve talep edilen faizi kabul etmediklerini belirterek başvurunun reddini savunmuştur.

Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını ve diğer itiraz sebepleri ile birlikte başvurunun reddi gerektiğini savunmuştur.

III. … KARARI
…’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…davalı … aleyhine açılan davada … sigortanın kusuru %75 olduğundan kusuruna denk düşen 62.153,10TL bakımından başvurana karşı sorumlu olmakla birlikte HMK 26. madde gereği talebiyle bağlı kalınarak 41.435,41 TL yönünden kabulü ile 01.03.2018’den itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, davalı Anadolu Sigorta A.Ş aleyhine açılan davanın reddine” karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ
A.İtiraz Yoluna Başvuranlar
…’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı …Ş vekili ve davacı vekilince itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davalı …Ş vekili itiraz dilekçesinde; başvuru konusu taleplerin işveren sorumluluk Sigortasından karşılanması gerektiğini, işveren tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını, davanın zamanşımına uğradığını, hükme esas alınan aktüer raporunun hatalı olduğunu, sigortalısına davanın ihbar edilmediğini, davacı vekilinin vekaletnamesinde alternatif çözüm yollarına müracat yetkisinin bulunmadığını, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek karara itiraz etmiştir.

Davacı vekili itiraz dilekçesinde; davayı müşterek müteselsil sorumluluk gereği %100 kusurdan açtıklarını ancak %50 kusura göre tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, temerrüt faiz tarihinin hatalı tespit edildiğini, belirterek karara itiraz etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…… kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin itirazının reddine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
…’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı …Ş ve davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili ile davalı …Ş vekili itiraz dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ile … kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuşlardır.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı sürücüde trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle sürekli işgücü kaybı ve sürekli bakıcı gideri zararından oluşan maddi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371 inci maddesi, 6098 sayılı TBK’nın 72 nci maddesi ve 2918 sayılı KTK’nın 109 uncu maddesinin 2 nci fıkrası, 5327 sayılı TCK’nun 66 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının e bendi.

3. Değerlendirme
1-818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 41 inci (6098 Sayılı TBK’nın 49 uncu) maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60 ıncı maddesinde de (TBK’nın değişik 72 nci maddesi) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK’nın 72 nci maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi bulunduğu belirtilmiştir

Buna karşılık 2918 sayılı KTK’nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler bakımından zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2 nci fıkrasında “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir.

Görüldüğü gibi, BK’nın 60 ıncı ve 2918 sayılı KTK’nun 109/2 nci maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir.(TBK’nun 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır.)

2918 sayılı Kanun’un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK’nın 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)

Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; davaya konu trafik kazası 27.03.2009 tarihinde gerçekleşmiş, eldeki dava 12.09.2018 tarihinde açılmıştır. Davalı …Ş vekili, cevap dilekçesi ile süresinde zamanaşımı definde bulunmuştur. İtiraz Hakem Heyetince, kazanın aynı zamanda trafik iş kazası olduğu, davacının iş mahkemesinde iş kazasından kaynaklı olarak davacının sevk ve idaresindeki aracın işleteni olan işverene açmış olduğu davanın zamanaşımını kestiği, dava dışı işveren, davacının kullandığı aracın işleteni olduğundan, eldeki davada davalı karşı aracın … sigortacısı … Sigorta Şirketi’yle müştereken müteselsilen sorumlu olduğu, işletene karşı açılan davanın … Sigorta A.Ş yönünden de zamanaşımını kestiği gerekçeleriyle davalı … şirketinin zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı belirtilerek zamanaşımı itirazı reddedilmiştir. Ancak varılan sonuç hatalıdır.

Zira somut olayda davacı motorsikletli kurye (dağıtım elemanı) olup, olay trafik iş kazası niteliğindeyse de, kazanın oluşumunda davacının kusuru yoktur. Kaza tespit tutanağında davacıya sürücü belgesiz araç kullanması nedeniyle tali kusur atfedilmiş ve bu kapsamda Hakem Heyetince davacının %25 kusurlu sayılması suretiyle hüküm tesis edilmiştir. Ancak sürücü belgesiz araç kullanmak kazanın oluşumuna yönelik kusur olarak değerlendirilemez. Trafik kazasının oluşumundaki tüm kusur, doğrultu değiştirme manevrasını hatalı yapmak suretiyle, davacının şeridine girerek kazaya sebep olan davalıya sigortalı araç sürücüsündedir.

Nitekim, davacının işverene karşı İş Mahkemesi açtığı maddi tazminat davasında, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı …’un kazada kusurunun olmadığı, davacının işvereninin ise sürücü belgesi olmayan, 18 yaşından küçük çocuğu motorsiklet ile dağıtım elemanı olarak çalıştırdığı, bu kapsamda İş Kanunu’nun 77 nci maddesi ve İş Sağlığı Güvenliği Yönetmeliği’nin 4, 8, 17 nci maddelerine göre, iş güvenliğine aykırı hareket ettiği için kusurlu olduğu, karşı araç sürücüsünün ise kazada asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.

İş Mahkemesi kararı kesinleşmiştir.

Bu kapsamda, davacının dava dışı işvereni ile karşı aracın … sigortacısı davalı …Ş arasında müşterek müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanmayacak, işverene karşı açılan dava, eldeki davaya yönelik zamanaşımını kesmeyecektir.

O halde, davalı …Ş’ye sigortalı aracın sürücüsünün, kazanın oluşumunda tam kusurlu olması ve davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda 5237 sayılı TCK’nun 89/1 maddesinde düzenlenen ve Taksirle Bir Kişinin Yaralanmasına Sebep Olma olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK’nun 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK’nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi (27.03.2009) üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra 12.09.2018 tarihinde açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleştiği açıktır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre zamanaşımı durduran ya da kesen neden olmadığı gibi davacının maluliyetine ilişkin gelişen durumunun varlığı da ispat edilmemiştir.

Yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular ile dava dışı işverene karşı açılan davanın eldeki davaya yönelik zamanaşımını kesmediği gözetildiğinde, Hakem Heyetine başvuru tarihinde eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’da öngörülen dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. Davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı …Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI. KARAR
1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı …Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan … kararının BOZULMASINA,

2- Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı …Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı …Ş’ye iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.