Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/8975 E. 2022/12353 K. 17.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8975
KARAR NO : 2022/12353
KARAR TARİHİ : 17.10.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Dairemizin 01.12.2015 tarihli ve 2014/16719 Esas-2015/13860 Karar sayılı ilamı ile “Dava, rücuen tazminat ödetilmesi istemine ilişkin olup; rücu davasında, sorumlular arasında teselsül hükümleri uygulanamaz. Davalılar ancak kendi kusurları oranında sorumludurlar. Dosya arasındaki bilgi ve belgelere göre davalılardan … ve … “efrada cismen eza verecek derecede darp ederek suimuamele” suçundan mahkum olmuşlardır. Ancak Yargıtay aşamasında zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. Şu durumda Mahkemece, davalıların ve ayrıca davacı idarenin de davalılara gerekli eğitimi vermemesi, denetim ve kontrolü yapmaması nedeniyle ayrı ayrı kusur oranlarının belirlenerek temyiz eden davalılar … ve …’in sorumluluğunun buna göre saptanması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile hüküm altına alınan tutarın tümünün temyiz eden davalılardan müştereken ve müteselsilen ödetilmesi doğru olmamış, kararın gösterilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davalı … yönünden talebin kısmen kabulü ile 10.488,27 TL tazminatın 22.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı …’den tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı … yönünden talebin kısmen kabulü ile 10.488,27 TL tazminatın 22.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı …’dan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı … yönünden davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma gereğince karar verilmiş olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemenin 03.06.2014 tarihli 2013/330 E., 2014/391 K. sayılı ilk kararı ile davalı … yönünden davanın reddine, davalı … ve … yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davacı vekili, davalılar … vekili ve … tarafından temyiz edildiği, yapılan temyiz incelemesinde Dairemizin 01.12.2015 tarihli ve 2014/16719 E., 2015/13860 K. sayılı ilamı ile davalılar … ve …’in olaydaki kusur oranlarının belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulduğu, davalı … yönünden bozma yapılmadığı anlaşılmıştır.
Şu durumda, davalı … yönünden mahkemece verilen 03.06.2014 tarihli 2013/330 E., 2014/391 K. sayılı ilk karar kesinleşmiş olup, mahkemece bozmaya uyularak verilen son kararda yeniden hüküm kurularak davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi ve bu davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
O halde davalı … yönünden mahkemece verilen ilk kararın kesinleştiğinin anlaşılmasına göre, anılan davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki, belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, mahkeme kararının, 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan “davanın reddine,” ibaresinin silinerek yerine “karar verilmesine yer olmadığına” ibaresinin yazılmasına, hükmün 7. bendinde yer alan “7-Davalı … kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 2018 Yılı AAÜT’nin 13/1. maddesi uyarınca reddolunan miktar üzerinden hesaplanan 5.225,20 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı …’e ödenmesine,” ibaresinin ise hükümden tamamen çıkartılmasına ve kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA, 492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, 17.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.