YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9141
KARAR NO : 2022/14760
KARAR TARİHİ : 16.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 21.10.2020 gün, 2019/4888 E- 2020/5924 K sayılı ilamında “…..davacı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen 14.08.2014 tarihli haciz tutanağında davalı 3. kişi …’in haciz mahallinde olduğu, davalı borçluyu tanıdığını beyan ettiği, davalı 3. kişi ile ilgili kolluk araştırmasında davalı 3. kişinin verdiği beyanda, davalı borçluyu 2012’den beri tanıdığını, davalının iş yerine zaman zaman gittiğini, bu şahıstan (emlakçı olması sebebi ile) ev satın aldığını, arkadaşlığının devam ettiği, yanında çalışmadığını ifade etmesine göre, mahkemece davalılar arasındaki tanışıklık ilişkisi araştırılmaksızın, İİK’nın 280. hükmü değerlendirilmeksizin karar verilmesinin doğru olmadığı” belirtilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılamada; davalı 3. kişi …’in duruşmadaki ” Haciz esnasında tebligatı kendi oturduğum Millet Mahallesindeki evimde aldım. Hacizin olduğu gün araç satışından kalan 1.000,00 TL borcum vardı. Onu vermeye gittiğimde tesadüfen hacizden haberim oldu. Dava konusu aracı aldığımda 94-95 bin km civarında idi. Şuan 250 bin km civarındadır. 2008 yılından beri kalp rahatsızlığım var. 2011 yılında kalp ameliyatı geçirdim. 2019 yılında kanser ile ilgili rahatsızlıklar geçirdim. Parkinson hastalığına ilişkin tedavi görüyorum. Bu nedenle mağdur durumdayım. Haczin kaldırılmasını talep ederim arabayı satın aldığımda davalının durumunun kötü olduğunu ve davacıya borcu olduğunu bilmiyordum” beyanına göre satışın gerçek bir satış olduğu, davalılar arasında da tasarrufun iptali şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de varılan sonuç doğru görülmemiştir.
Dava konusu … plakalı araç davalı borçlu tarafından 24.07.2014 tarihinde davalı 3. kişi … e devredilmiştir.
Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 14.08.2014 tarihli haciz tutanağında ise davalı 3. kişi …’in haciz mahallinde olduğu, davalı borçluyu da tanıdığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı … bozma sonrasında duruşmada alınan beyanında, haciz mahallinde bulunma sebebinin, dava konusu araç satışından kalan 1.000,00 TL borcun ödenmesi olduğunu ifade etmiş ise de, araç satış bedelinin bir kısmının satış tarihinden yaklaşık 1 ay sonra ödenmesinin davalılar arasında güvene dair ilişki olduğunu göstermesine, davalı … hakkında kolluk tarafından tutulan 22.08.2019 tarihli tutanakta, 2012 yılında oturduğu evi
de davalı borçludan satın aldığını, davalı borçlunun arkadaşı olduğunu da beyan etmiş olmasına ve dosyada dinlenen davalı tanığı …’nin 22.03.2019 tarihli duruşmadaki beyanında davalı … ile davalı borçlu arasında arkadaşlık ilişkisi olduğunun beyan edilmiş olmasına, bu itibarla davalı …’in davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun anlaşılmasına, davalılar arasındaki tasarrufun İİK 280/1 hükmü uyarınca iptale tabi olmasına göre, mahkemece davanın kabulüne, davalılar arasındaki tasarrufun iptaline, davacıya dava konusu Bursa 5. İcra Müdürlüğünün 2014/7465 sayılı dosyadaki alacak ve ferileri aşmamak üzere cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesi gerekirken, sadece davalı 3. kişinin beyanına göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.