YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9632
KARAR NO : 2022/12276
KARAR TARİHİ : 17.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … tarafından, davalılar … ve Ticaret Ltd. Şti ve … aleyhine 25.05.2009 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, manevi tazminat yönünden evvelce verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 10.02.2022 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Hükmüne uyulan Dairemizin 05.07.2021 tarihli ve 2021/1050 esas, 2021/4165 karar sayılı ilamı ile davalı şirket vekilinin sair karar düzeltme istemleri reddedilerek, “mahkemece davacının %30 oranında kusurlu bulunduğu ve son alınan kusur raporu kabul edilerek hüküm tesis edildiği kararda açıkça belirtilmesine rağmen, ilk alınan hesap raporunda bilirkişi tarafından kusur indiriminin yapılmadığı gözden kaçırılıp davacının bu rapora göre ıslah ettiği 83.020,00 TL miktarındaki talebiyle bağlı kalındığı belirtilerek kusur indirimi yapılmadan bu miktarın tahsiline karar verildiği, şu halde mahkemece davacının 25.08.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle talep ettiği 83.020,00 TL tazminat miktarı üzerinden davacı yanın kusuru oranında indirim yapılmak suretiyle belirlenecek tutara hükmedilmesi gerektiği, ayrıca mahkemece davacının 10.000,00 TL manevi tazminat isteminin kısmen kabul edilmesine karşın yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davalı şirket lehine reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden AAÜT 13. ve 10/2. ve 4. fıkralarında belirtilen düzenlemeye aykırı olarak vekalet ücreti takdir edilmesi” gereğine değinilerek, davalı şirket vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairenin 21.01.2021 gün, 2020/3421 esas, 2021/153 karar sayılı düzelterek onama ilamının kaldırılmasına ve kararın davalı şirket yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; kusur indirimi yapılmak suretiyle karar verildiği belirtilerek; davacının maddi tazminat istemi yönünden 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden, 58.114,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının manevi tazminat davası yönünden evvelce verilen hüküm kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre davalı şirket vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) Mahkemece bozma ilamına uyulmakla birlikte, bozma ilamının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Davacı dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunmuş, 25.08.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 83.020,00 TL ye yükseltmiştir. Bozmamızda ıslah dilekçesiyle talep edilen miktar üzerinden davacı yanın %30 kusuru oranında indirim yapılarak hüküm kurulması gereğine değinilmiştir. Mahkemece ise bozmadan sonra 83.020,00 TL maddi tazminattan %30 oranında kusur indirimi yapıldığında belirlenen tutar 58.114,00 TL olmasına karşın, hesap hatası yapılarak davalı aleyhine olacak şekilde toplam 59.114,00 TL maddi tazminatın ve bu yanlış miktar üzerinden hesaplanan vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
b) Yargı Harçları, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Buna göre, yargı işlemlerinden (1) sayılı Tarifede yazılı olanlar harca tabidir. Hüküm tarihinde geçerli bulunan 1 sayılı Tarife uyarınca; karar ve ilam harcı, konusu belli bir değer ile ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden “binde 68,31” nispetindeki harçtan, peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye harcın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekir. Kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken karar ve ilam harcının tamamından davalı yan sorumludur. Harç kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca ileri sürülmese de re’sen gözetilir. Bu nedenle davalı şirketin temyiz isteminde bulunmuş olması, ulaşılan sonuca etkili değildir.
6100 sayılı HMK’nın 323/1-a maddesi gereğince karar ve ilam harcı yargılama giderleri içerisinde sayılmış olup, 326. maddenin 1. fıkrasında kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda mahkemece, hüküm altına alınması gereken maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan karar harcından, peşin alınan harç ve ıslah harcının mahsubu ile bakiye kısmının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bakiye karar harcının bir kısmından davacı yan sorumlu tutularak davacıdan tahsiline şeklinde karar verilmesi de doğru olmamış, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
c) Davacı dava dilekçesinde 10.000 TL manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece manevi tazminat istemi kısmen kabul edilerek 7.000 TL manevi tazminatın davalardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, ancak kendisini vekille temsil ettiren davalı şirket lehine reddedilen manevi tazminat yönünden yukarıda açıklanan düzenlemeye aykırı olarak vekalet ücreti takdir edilmemesi nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozmaya uyularak bu kez de davalı şirket lehine 450 TL vekalet ücreti takdir edilmiştir.
Bozmamızda işaret edildiği üzere, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 13. maddesinde “Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez” şeklinde düzenlenmiştir. Tarife’nin 10. maddesinin 2. fıkrasında, manevi tazminat davalarında istemin kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği, 4. fıkrasında ise manevi tazminat davasının maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda, manevi tazminat açısından avukatlık ücretinin ayrı bir kalem olarak hükmedileceği düzenlenmiştir.
Şu halde mahkemece, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 13/2. maddesi uyarınca davalı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, maktu ücretin altında kalmayacak şekilde ve reddedilen manevi tazminat miktarını da geçemeyeceği gözetilerek takdir edilmesi gerekirken, davalı şirket aleyhine olacak şekilde eksik vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
d) Bozma sebep ve şekline göre, bozma sonrası yargılama gideri yapılabileceği de gözetilerek, davalı şirket vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2-a,b,c) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2-d) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … ve …Tic. Ltd. Şti.’ye geri verilmesine 17.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.