YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2337
KARAR NO : 2023/5558
KARAR TARİHİ : 25.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/39-2022/123
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17.Hukuk Dairesi(kapatılan)’nin 15.02.2018 tarih ve 2016/7712E-2018/997K sayılı ilamı ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17.Hukuk Dairesi(kapatılan)’nin 17.11.2020 tarih ve 2019/2103E-2020/7130K sayılı ilamı ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 09.07.2011 tarihinde davacıların desteği … …’in traktör ile seyir halinde iken meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu hayatını kaybettiğini, bu olay sonrası müteveffanın eşi davacı … … ile çocuğu …’in destekten yoksun kaldığını, bu nedenlerle belirsiz alacak olarak açtıkları davada davacı … için 250,00 TL , küçük… için 250,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Yargılama sırasında dava değerini Tayyibe için 147.381,00 TL ve… için 29.940,00 TL olmak üzere artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiğinden vekil edenin sorumluluğunun bulunmadığını, murisin tek taraflı kazada kendi kusuru ile vefat ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece ” davanın kabulüne, davacı … … için 147.381,00 TL, davacı … için 29.940,00 TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin 31.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine” karar verilmiştir
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı davalı vekili ve davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 15.02.2018 tarih ve 2016/7712 – 2018/997 sayılı illamı ile “…. Davalının kendini vekil ile temsil ettirdiği, cevap dilekçesi ibraz ettiği, ancak hükme esas alınan hesap raporu ve ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edilmediği, Mahkemece, kendini vekil ile temsil ettiren davalı vekiline hesap bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi tebliğ edilip, ıslah dilekçesi ve bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazda bulunma hakkı verilmeyerek davalı tarafın savunma hakkının kısıtlandığı, bilirkişi raporunun ve ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliği ile ıslaha ve rapora karşı beyan ve itirazlarını bildirmesi hususunda süre verilmesi gerekirken, bu husus yerine getirilmeden hüküm kurulmasının, savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik esaslı usul hatası olduğundan hükmün bozulması gerektiği,bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmediği” gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkememece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozmanın gerekleri yerine getirildikten sonra “….davacı … … için 147.381,00 TL, davacı … için 29.940,00 TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin 31.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine” karar verilmiştir.
VI. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin ikinci kararına karşı davalı vekili ve davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 17.11.2020 tarih ve 2019/2103-2020/7130 sayılı illamı ile “…. davacı … için, davaya konu kaza tarihi ile yeniden evlendiği tarih arasındaki süre için tazminatın hesaplanması hususlarında, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden hükme esas alınan rapordaki veriler kullanılarak ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre (kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle; güncel asgari ücretler kullanılmayarak ve işlemiş/işleyecek dönem hesabında yeni tarihler esas alınmayarak) karar verilmesi gerektiği, dosya kapsamındaki müteveffanın nüfus aile kayıt tablosunda annesinin olay tarihi itibariyle hayatta ve destek tazminatı hesabında pay sahibi oluğunun anlaşıldığı, bu durumda murisin nüfus kaydının yeniden çıkarılıp, annesinin kaza tarihinde hayatta olduğu dikkate alınarak ve halen yaşayıp yaşamadığı da tespit edilip vefat etti ise vefat tarihine kadar destek hesabında payı olduğu gözetilerek, davacılar yönü ile destek tazminatı hesabı için ek rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı, ölüm nedeniyle yapılan cenaze ve defin giderlerinin neler olduğu ve cenaze dolayısıyla yapılması zorunlu olan masrafların ilgili Müftülük ve Belediye’ye sorulması suretiyle makul, uygun miktarda cenaze ve defin masrafı tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı, maddi tazminatın (zararın) hesaplanmasında gelirin doğru olarak belirlenmesi önemli bir yer tuttuğu, dosya kapsamından davacının özel bir şirkette işçi olarak çalıştığının görüldüğü, hükme esas alınan 18.11.2014 tarihli aktüer raporunda, davacının asgari net ücreti üzerinden kazanç sağladığını kabul edilerek destek tazminatı hesaplandığı, mütevveffanın çalıştığı işyeri olan Özdilek Ev Tekstil Sanayi ve Ticaret AŞ adlı firmadan bordrolarının getirtildiği, incelenmesinde söz konusu belgelerin fotokopi olduğu ve bir kısmının okunaksız olduğu, okunaklı olan bir kısım belgelerde murisin bazı aylarda ikramiye ödemesi aldığının görüldüğü, buna göre davacılar murisinin çalıştığı kurumdan kaza tarihinden geriye doğru 9.-10. aydan başlayarak kaza tarihine kadar ki tüm ilave ödemeler ile ikramiyeleri de gösteren maaş bordrolarının okunaklı suretlerinin yeniden getirtilerek desteğin aylık gerçek kazancının belirlenip aktüer hesabının bu gerçek kazanç üzerinden yapılması gerektiği, kabule göre de, davacıların davayı 22.07.2013 tarihinde açtığı ve davalının bu tarihten itibaren temerrüde düştüğü gözetilmeden 31.07.2013 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı” gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkememece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece “… davacı … yönünden; destekten yoksun kalma tazminatının amaç ve kapsamı karşısında somut gerçeğin bulunduğu durumlarda varsayımlara dayalı hesaplama yapılamayacağından 29.07.2011 kaza tarihinden yeniden evlenme tarihi olan 16.05.2017 arası destek süresi kabul edildiği, kaza tarihinde 2 yaşında olan davacı çocuk… için 18 yaşına gireceği 25.01.2028 tarihi arasının destek süresi olarak esas alındığı, kaza tarihinde 56 yaşında olan dava dışı ve hayatta olan anne yönünden muhtemel ömür sonu 28.07.2029 tarihi arası destek süresi olarak kabul edilerek hesaplama yapıldığı, raporda, dosyaya kazandırılan müteveffanın ölmeden önceki gelirini gösterir bordrolar esas alınarak gelir durumunun tespit edildiği, hesap tarihine kadar bilinen AGİ’li net asgari ücretin 1,33 katı ile hesaplama yapıldığı ” belirtilerek davacı … … için 26.191,39 TL, davacı … için 52.306,66 TL destekten yoksun kalma tazminat bedelinin 22.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,180,00 TL cenaze giderinden ibaret maddi tazminatın 22.07.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
VII. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkeme’nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebebleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; eldeki kararın 23.12.2022 tarihinde verildiğini, 22 .12.2022 tarihinde ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2023 Yılında Uygulanacak yeni Asgari Ücretin 8.506,00 TL olarak belirlediğini, asgari ücret kamu düzeninden olup Mahkemece resen kesinleşmeyen tüm davalarda nazara alınması gerektiğini, dolayısıyla bilirkişiden ek rapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, belirsiz alacak davası olduğundan davalı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili Tayyibe’nin dava açıldığında evli olmadığını, davada deliller toplanıp harç tamamlama yapıldıktan ve dosya karara bağlandıktan sonra evlendiğini, yapılan hesabın bu sebeple hatalı olduğunu, cenaze ve defin giderlerine dair itirazların yine dikkate alınmadığını, eksik bilgi ile karar verildiğini, müvekkil ile çocuğunun hastane evrakları ve tedaviye ilişkin belgeleriyle ortaya konulan Akdeniz Anemisi rahatsızlığı hiçbir şekilde tazminat hesabında dikkate alınmadığını, müteveffanın ek gelirleri nazara alınmayarak eksik tazminata hükmedildiğini, bu sebeple kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; alacaklı ve borçlu sıfatı birleştiğinden vekil edenin sorumluluğunun bulunmadığını, murisin tek taraflı kazada kendi kusuru ile vefat ettiğini, olayın teminat dışı olduğunu, cenaze giderlerinden sorumlu olmadıklarını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 2022 yılından itibaren tüm dönemlerin Asgari Geçim İndirimsiz heşaplanması gerektiğini, zira 25.12.2021 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı Kanun ile Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulamasının kaldırıldığını, aynı yasa ile asgari ücretin gelir vergisinden istisna edildiğini hesap raporunda 3 ayda bir ikramiye alındığı şeklinde asgari ücretin 1,33 katı gelir üzerinde hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, bu sebeple mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, zorunlu trafik sigortası bulunmayan traktörün sebep olduğu tek taraflı kazada, desteğin sürücü konumunda iken vefat etmesi sonucu, destekten yoksun kalan davacıların maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427 vd. maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 45 inci maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacılardan Tayyibe’nin tüm temyiz itirazlarının, davacılardan…’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı …’nin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece verilen ikinci karar,davacı … tarafından, desteğin gerçek gelirinin doğru tespit edilmediği itirazı ile de temyiz edilmiş ve 17. Hukuk Dairesinin 17.11.2020 tarih ve 2019/2103-2020/7130 sayılı ilamı ile desteğin aylık gerçek kazancının belirlenip aktüer hesabının bu gerçek kazanç üzerinden yapılması gerektiği yönünden de davacının temyizi kabul edilerek karar bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, mahkemece alınan hesap raporunda, davacının gerçek zararı hesap edilirken, bilinen işlemiş dönem zararı, bozma öncesi rapor tarihine (31.12.2014) kadar hesap edilmiş, bilinmeyen işleyecek dönemi ise bu tarihten itibaren başlatılmıştır. Oysa ki kararın davacı … vekili tarafından desteğin gelirinin hatalı tespit edildiği gerekçesiyle de temyiz edildiği, 17. Hukuk Dairesince bu kısım yönünden de davacının temyizi kabul edilerek kararın bozulduğu ve bedel artırım dilekçesi ile davacının fazlaya ilişkin haklarının da saklı tutulduğu dikkate alındığında, davacının usulü kazanılmış hakları korunarak karar tarihindeki en yakın verilere göre ve bilinen işlemiş dönem hesabının da kaza tarihinden (09.07.2011) itibaren 07.01.2022 (bozma kararı sonrası alınan yeni hesap raporu tarihine) kadar yapılması, bilinmeyen işleyecek aktif döneminin de bu tarihten itibaren başlatılması ve sonucuna göre tespit edilen tazminata hükmedilmesi ve bu yönde konusunda uzman yeni bilirkişiden rapor alınması gerekirken yazılı olduğu şekilde yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm tesisi hatalı olmuşur.
3-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a-Dava, 6100 sayılı HMK’nın 107/1 inci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacılardan… 08.04.2015 tarihli bedel artırım dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 29.940,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Bozma sonrası bilirkişi raporu ile davacı çocuk …’nin destekten yoksun kalma zararı 52.306,66 TL olarak hesap edilmiş ve mahkemece bu miktar tazminata hükmedilmiştir.
Ne var ki adı geçen davacı, bozma sonrası alınan hesap raporuna göre davasını ıslah etmediği halde, mahkemece davacının 08.04.2015 tarihli bedel artırım dilekçesindeki talebi aşılarak, fazlaya hükmedilmiş olup varılan sonuç hatalı olmuştur.
O halde davacının bedel artırım dilekçesindeki talep miktarı gözetilerek, ancak fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
b-25.12.2021 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı Kanun’un 3. maddesine göre 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ‘nun 32. maddesinde düzenlenen Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulaması kaldırılmış ve bu hükmün 01/01/2022 tarihinden itibaren ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir.
Buna göre davacı … yönünden bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması ve sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı rapora göre karar verilmesi hatalı olmuştur.
VI. KARAR
1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılardan Tayyibe vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacılardan… vekilinin ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı … vekilinin, (3/a-b) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı 179,90 TL temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın, kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi