Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2012/11080 E. 2013/12073 K. 12.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11080
KARAR NO : 2013/12073
KARAR TARİHİ : 12.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Tefecilik, suç işlemek amacıyla örgüt
kurmak ve yönetmek, suç işlemek amacıyla
kurulan örgüte üye olmak, tehdit

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tebliğnamede adına yer verilen İlhan hakkında ölüm nedeniyle verilen düşme kararına yönelik temyiz bulunmadığı, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve bu örgüte üye olma ile tehdit suçlarından açılan davada, doğrudan zarar görmeyen Hazinenin davaya müdahil olarak katılması mümkün olmayıp bu suçlar yönünden verilen hükmü temyiz etme yetkisi olmadığından, Hazine vekilinin … hakkında tehdit ve suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek, … hakkında tehdit ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, …,…,… hakkında ise suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin CMUK’nın 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin …,… müdafii ile Hazine vekilinin tefecilik suçundan kurulan hükümlere ilişkin istemleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanıklar …,…,… hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan katılan Hazine vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklar …,… hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde ise;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16/12/2008 gün ve 2008/146-235 sayılı Kararı karşısında tefecilik suçunda ancak el konulmuş olması halinde bu suçun konusunu oluşturan değer niteliğindeki ana paranın TCK’nın 55/1. maddesi
…./…
-2-
uyarınca müsadere edilebileceği, ödünç olarak verilen para nedeniyle elde edilen kazancın zarar gören konumundaki gerçek kişiye, vergi kaybı karşılığının ise Hazineye iade edilmesi gerektiği, dosya içeriğinden ise usulüne uygun biçimde el konulmuş maddi bir değerin varlığının anlaşılamaması karşısında tebliğnamedeki (2) no’lu bozma görüşüne iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suçun işleniş biçimi, sanıklardaki kastın yoğunluğu, elde edilen faiz geliri nazara alınark temel cezanın 5237 sayılı TCK’nın 3 ve 61. maddelerindeki ilkeler uyarınca alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak tayini gerektiğinin düşünülmemesi,
5237 sayılı TCK’nın 241. maddesi hükmüne göre; “tefecilik” suçunun, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para vermekle oluşacağı, bu anlamda suçun oluşumu için tefecilik eyleminin meslek haline getirilmesinin gerekmediği gözetildiğinde, dosya kapsamı ve vergi inceleme raporlarına göre 2005 yılında adi ortaklık kurarak suç tarihine kadar birden fazla şikayetçiye değişik zamanlarda faizle borç para veren sanıklar hakkında TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafii ile katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.