Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2014/10781 E. 2018/4768 K. 25.06.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/10781
KARAR NO : 2018/4768
KARAR TARİHİ : 25.06.2018

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : İhmal suretiyle görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Muhtar olarak görev yapan sanığın, kimlik bilgileri tespit edilemeyen meçhul bir şahıs tarafından katılanın kimlik bilgilerini kullanarak aldığı ikametgah nakil belgesi ile başvurması üzerine belge üzerindeki bilgileri kontrol etmeksizin mahallesinde bulunmayan bir adrese ilişkin 05/09/2006 tarihinde ikametgah senedi vererek katılanın mağduriyetine sebep olduğu kabul edilen olayda; sanığın ikametgah belgesi düzenleyerek vermek şeklinde gerçekleşen eyleminin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, TCK’nın 257/1 maddesi yerine, 257/2 maddesi ile uygulama yapılması,
Sanığın savunmasında; 08/09/2006 tarihinde verdiği nüfus cüzdanı suretine ilişkin olarak nakil belgesindeki bilgiler esas alınarak bilgisayara kayıt yapıldığı ve nüfus cüzdanı sureti ile ikametgah belgesinin bu kayıtlara dayanılarak verildiğini belirtmesi karşısında 08/09/2006 tarihdeki eyleminin yeni bir suç oluşturmayacağı ve zincirleme suç hükümleri uygulanamayacağı halde sanık hakkında TCK’nın 43/1. maddesinin tatbiki suretiyle fazla ceza tayini,
Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki etkileri gibi hususları içeren takdiri indirim nedenlerinin varlığı tartışılıp kararda gösterilmeden, “takdiren” biçimindeki yasal olmayan yetersiz gerekçe ile TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adli para cezasını ödememesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesi gereğince hükümlerde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkiyi kullanmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 25/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.