Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2014/9976 E. 2017/5007 K. 27.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/9976
KARAR NO : 2017/5007
KARAR TARİHİ : 27.11.2017

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma, icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1-Suç tarihlerinde…. Belediye Başkanı olan sanığın değişik zamanlarda oluşu kabul edilen bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle zincirleme tek suçtan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden ve eylemlerin neden bağımsız suç olarak kabul edildiği, suç kastının nasıl yenilendiği de karar yerinde denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle gösterilip tartışılmadan yazılı şekilde iki ayrı suçtan hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
a)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen, 03/06/2008 gün ve 2008/149-163, 13/11/2007 gün ve 2007/171-235 sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin CMK’nın 231/5-6. maddesindeki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu, CMK’nın 231. maddesinin 6/c fıkrası uyarınca suçun işlenmesine bağlı kılınan zarar kavramının; ölçülebilir, belirlenebilir maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikte zararı kapsamadığı dikkate alındığında, atılı görevi kötüye kullanma suçu açısından oluşan maddi zararın neden ibaret olduğunun somut olarak belirlenmesinden, sanığa bu zararı giderme imkanı tanınmasından ve suçtan kaynaklı zararının giderilip giderilmediğinin araştırılmasından sonra sanığın kişilik özellikleri ve
duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, CMK’nın 231/6. maddesinde yer alan objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, duruşma tutanaklarına yansımış olumsuz hali bulunmayan sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
b)Tutanaklara yansımış olumsuz bir hali bulunmayan, duruşmalardaki tutumu nedeniyle TCK’nın 62. maddesi gereğince takdiri indirim uygulanan ve hapis cezası ertelenen sanık hakkında takdiri indirim ve erteleme nedenleriyle de çelişki oluşturan, gerekçe gösterilmeksizin hapis cezasının TCK’nın 50. maddesi gereğince seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
c)Yüklenen suçları TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 27/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.