Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2016/2375 E. 2016/3010 K. 24.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2375
KARAR NO : 2016/3010
KARAR TARİHİ : 24.03.2016

Müteselsilen nitelikli zimmet suçundan sanıklar … ve … haklarında yapılan yargılama sonunda; zincirleme biçimde basit zimmet suçundan ayrı ayrı mahkumiyetlerine dair,….. 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 10/05/2013 gün ve 2012/171 Esas, 2013/170 Karar sayılı hükümlerin sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 14/01/2016 gün ve 2014/10171 Esas, 2016/346 Karar sayılı ilamı ile sanıkların eylemlerinin zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu eleştirisiyle hükümlerin düzeltilerek onanması yönündeki kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/02/2016 gün ve 5-2013/251352 sayılı yazısı ile itiraz isteminde bulunması üzerine dosya Daireye verilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
İtirazın kapsamı ve tüm dosya içeriğine göre Dairemizce verilen düzeltilerek onama kararı usul ve yasaya uygun olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ileri sürülen itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile değişik CMK’nın 308/3. maddesi uyarınca İTİRAZIN REDDİNE, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 24/03/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Olayın şekli konusunda sayın çoğunluk ile aramızda görüş farkı bulunmamaktadır. Sanıkların eylemlerinin basit zimmet suçunu oluşturduğu kanaatinde olduğumuzdan ayrıntısını 14/01/2016 tarihli, 2014/10171 Esas, 2016/346 Karar sayılı ilamda belirttiğimiz gerekçelerle karara muhalif olunmuştur.
Kısaca, sanıkların temyiz kapsamı içerisinde kalan zimmet fiillerinin daire dışı araştırma, bilgi ve belgeye başvurulmadan kooperatif kayıtları ve daire içi sayılan imalatlarının karşılaştırılmasıyla belirlenmesi, düzenlenen sahte belgelerin zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya uygun aldatıcılıkta bulunmaması nedeniyle basit zimmet suçunu oluşturduğu, öngörülen ceza miktarına göre 765 sayılı TCK’nın 102/3 ve 104/2. maddelerinde belirlenen 15 yıllık asli ve ilaveli dava zamanaşımı süresinin suç ve inceleme tarihleri arasında gerçekleşmesi sebebiyle, açılan kamu davasının bu nedenle düşürülmesi gerektiği kanaatine varıldığından, sayın çoğunluğun görüşüne muhalif kalınmıştır.