YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/3702
KARAR NO : 2018/9735
KARAR TARİHİ : 20.12.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Sanıklar …ve…haklarında mahkumiyet, sanık … hakkında ölüm nedeniyle düşürülme, diğer sanıklar haklarında beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dairemizin 2018/6831 Esasında kayıtlı Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/03/2015 tarih, 2014/853 Esas ve 2015/333 Karar sayılı dosyası ile 2016/3702 Esas numarasında kayıtlı temyize konu bu dava dosyası arasında suç ve sanıklardan … ve … yönünden fiili, hukuki bağlantı olduğundan birlikte ele alınarak yapılan incelemede;
1-Sanıklar …, ve … haklarında tefecilik suçundan kurulan beraat hükümlerine, sanık … hakkındaki kamu davasının ölümü nedeniyle düşürülmesine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek, delilleri takdir ve gerekçeleri gösterilmek suretiyle kurulan beraat ve düşürülme hükümleri usul ve yasaya uygun olduğundan katılan Hazine vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tefecilik suçunda suç tarihi kazanç maksadıyla ödünç paranın verildiği tarih olup, tefeciliğe konu olduğu iddia edilen paraların sanık … tarafından müşteki …’a../…20/12/2005 tarihinde, sanık … tarafından müştekilerden …’a 2004 yılında, …’a ise 2005 yılının ilk yarısında verildiği, bu itibarla sanık …’e isnat edilen tefecilik suçunun 5237 sayılı TCK’nın 241/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 12 yıllık asli ve ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, sanık …’in üzerine atılı tefecilik suçunun ödünç paranın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 2279 sayılı Kanunun 17. maddesine uyduğu, maddede öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, bu suretle her iki sanık yönünden suç tarihleri ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı sürelerinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar haklarında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
3-Sanıklardan …, … ve … hakkında tefecilik suçundan verilen mahkumiyet, …, …, … ve … haklarında ise bu suçtan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklardan… hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 gün ve 2014/118-2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve suçun TCK’nın topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, bu bağlamda TCK’nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanıklar hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanıklar tarafından gerçekleştirilen eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında;
a-)Sanık … hakkında müştekilerden … ve …’ye yönelik değişik zamanlarda işlediği tefecilik eylemleri nedeniyle TCK’nın 43/2. maddesi uyarınca zincirleme suç hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
b-)Sanık … hakkında ise Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/03/2015 tarih, 2014/853 Esas ve 2015/333 Karar sayılı ilamıyla sanığın tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyizi üzerine dosyanın Dairemizin 2018/6831 Esasına kaydedildiği, suç tarihinin 2006, iddianame tarihinin 25/02/2011 olduğu, temyize konu bu davada ise suç tarihinin 20/03/2007 ve öncesi, iddianame tarihinin 14/06/2007 olduğunun anlaşılması karşısında; temyiz incelemesine konu davanın söz konusu kamu davası ile birleştirilmesinden sonra eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının saptanması, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
c-)Sanık …’nin hükümden sonra 06/09/2017 tarihinde öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 64 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,
d-)Sanıklar …, …, … ve …’ın müteveffa sanık … aracılığıyla tefecilik yaptıkları, mağdurlara faiz karşılığı verilecek paranın sanıklar tarafından temin edildiği, müteveffanın anlaşma gereği %5, sanıkların ise %15 faiz geliri elde ettiği, ödünç verilen para karşılığı mağdurlara ait taşınmazların sanıkların yakın akrabalarının üzerine devredildiği, mağdurlara yönelik yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına ilişkin Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 29/03/2017 tarih ve 2016/6634 Esas, 2017/761 Karar sayılı ilamına konu Bergama Ağır Ceza Mahkemesinin 11/05/2016 tarih, 2011/158 Esas ve 2016/104 Karar sayılı kamu davası ile birleşen … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/325 Esas, 2010/252 Karar sayılı dosya içerikleri, müteveffa sanıklar … ve …’in beyanları ile diğer sanıklar … ve …’in anlatımları karşısında, sanıkların kazanç elde etmek amacıyla ödünç para vermek suretiyle tefecilik suçunu işledikleri sabit olduğu nazara alınarak mahkumiyetleri yerine oluşa uygun düşmeyen yanılgılı değerlendirme ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan Hazine vekili, sanık … ve … müdafileri ile sanık …’ün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.