Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2017/1101 E. 2020/13721 K. 16.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1101
KARAR NO : 2020/13721
KARAR TARİHİ : 16.11.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zincirleme nitelikli zimmet
HÜKÜM : Eylemin zincirleme basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan bakanlık vekilinin vekalet ücretine hasren, sanık müdafin ise mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Suç tarihinde Ankara Devlet Klasik Türk Müziği Korosu mutemedi olarak görev yapan sanığın, katılan …’ün maaşından Ankara 11 ve 4. İcra müdürlüklerinin kararları uyarınca kesinti yaptığı, katılana maaşını kesintili olarak ödediği ancak icra müdürlüğüne kesinti yapılan miktarı göndermediği, kurum saymanlığına gönderdiği maaş bordrolarında da kesintileri göstermediği ve bu suretle basit zimmet suçunu işlediği kabul edilen somut olayda; maaş bordrolarında kesintilerin görülmemesi ve icra dosyalarına da kesintiye konu paranın yatırılmamış olması karşısında, zimmet miktarının açıkça belirlenmesi bakımından katılana ve Ankara Devlet Klasik Türk Müziği Korosuna ait banka kayıtlarının temin edilmesinden sonra dosyanın kül halinde Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşacak üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek, bu kayıtlar ile suç tarihlerine dair maaş bordrolarının karşılaştırılması suretiyle toplam zimmet miktarının bulunması, katılan …’ün kendisine sanık tarafından zararı gidermek amacıyla bir miktar ödeme yapıldığını beyan etmesi nedeniyle tespit edilen zimmet ve yapılan ödeme miktarları karşılaştırılarak sonucuna göre cezasından TCK’nın 248. maddesine göre indirim yapılıp yapılmayacağı ve tespit edilen zimmet miktarına göre koşullarının varlığı halinde değer azlığı sebebiyle hakkında 249. maddenin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının karar yerinde tartışılması ile sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, diğer yandan UYAP sisteminde yapılan sorgulamada; sanık hakkında aynı suçtan Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/90 Esas sırasında kayıtlı kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, anılan davanın akıbetinin araştırılması, derdest ise davaların birleştirilmesi, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneğinin getirtilerek incelenmesi sonrasında suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve mükerrer dava olup olmadığının saptanması, ayrıca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde sanığa TCK’nın 247. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanunun 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra kesinleşen dava dosyasından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi gerektiği nazara alınmadan, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
TCK’nın 247/1, 249, 43, 248, 62. maddelerinin bu sıra dahilinde uygulanması gerektiği gözetilmeyerek aynı Kanunun 61. maddesine aykırı davranılması ve TCK’nın 247/1. maddesi gereğince belirlenen 6 yıl hapis cezasından 5237 sayılı Kanunun 43. maddesi gereğince 1/4 oranında yapılan artırım sonucu 7 yıl 6 ay hapis cezası yerine 7 yıl hapis cezası verilmesi,
TCK’nın 53/1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı doğrultusunda uygulanması lüzumu,
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmemesi,
Sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş olması karşısında, kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan … lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Sanık hakkında gözaltı ya da tutukluluk tedbiri uygulanmamasına rağmen infazda tereddüt oluşturacak biçimde hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş sürelerin TCK’nın 63. maddesi gereğince mahsubuna karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan … vekilinin ve sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 16/11/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.