Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2018/6831 E. 2018/9737 K. 20.12.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/6831
KARAR NO : 2018/9737
KARAR TARİHİ : 20.12.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dairemizin 2016/3702 Esasında kayıtlı Bergama 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/01/2016 gün, 2014/127 Esas ve 2016/77 Karar sayılı dosyası ile temyize konu bu dosya arasında suç ve sanık yönünden fiili, hukuki bağlantı olduğundan birlikte ele alınarak yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1)Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 gün ve 2014/118-2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve suçun TCK’nın topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, bu bağlamda TCK’nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında dava konusu olsun ya da olmasın tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında; sanık hakkında Bergama 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/01/2016 tarih ve 2014/127 Esas, 2016/77 Karar sayılı ilamıyla sanığın tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, hükmün temyiz edilmesi üzerine dosyanın Dairemizin 2016/3702 Esasına kaydedildiği, suç tarihinin 20/03/2007 ve öncesi, iddianame tarihinin 14/06/2007 olduğu, temyize konu bu kamu davasında ise suç tarihinin 2006, iddianame tarihinin 25/02/2011 olduğunun anlaşılması karşısında, temyiz incelemesine konu kamu davasının söz konusu dava ile birleştirilmesinden sonra eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının saptanması, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2)Kabule göre de;
a)Sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş olması karşısında, kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan … yararına sanık aleyhine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,
b)TCK’nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve E. 2014/140; K. 2015/85 sayılı iptal Kararının gözetilmesi lüzumu,
Kanuna aykırı, katılanlar vekilleri ile sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek hükmün CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/12/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.