YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4149
KARAR NO : 2019/8419
KARAR TARİHİ : 18.09.2019
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM : Değişen suç vasfına göre; ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Noter başkatibi olan sanığın, noterde hazır bulunmayan katılan …’ın kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş nüfus cüzdanına dayanarak araç alım satımı konusunda birden çok kişiyi yetkili kıldığına dair vekaletname düzenlemesinin, ibraz edilen kimlik fotokopisindeki fotoğrafın kime ait olduğunun tespit edilememesi nedeniyle icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve TCK’nın 257/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, aynı Kanunun 257/2. maddesi uyarınca ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,
5271 sayılı CMK’nın 231/8. maddesine, 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 72. maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği, buna karşılık dava konusu somut olayda suç, yasal değişiklikten önce, 10/12/2007 tarihinde işlendiğinden, yasal engel oluşturmayacağı gözetilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin CMK’nın 231/5-6. maddesindeki şartlar gözetilmek suretiyle hakim tarafından değerlendirilmesinde yasal zorunluluk bulunduğu, bu itibarla sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, CMK’nın 231/6. maddesinde yer alan objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin “sanığın adli sicil kaydında HAGB’ye ilişkin ilamlar olduğu gözetilerek” şeklindeki yasal olmayan yetersiz gerekçe ile 5271 sayılı CMK’nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında, adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesi gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafi ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, TCK’nın 53/5. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğuna ilişkin olarak kazanılmış hakkı saklı tutularak, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA 18/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.