YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8594
KARAR NO : 2020/13750
KARAR TARİHİ : 17.11.2020
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi kötüye kullanma, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Değişen suç vasfına göre; basit zimmet suçundan mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suç tarihinde İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, alacaklı katılanın vekili sıfatıyla gerçekleştirdiği icra takibinde vekaletnamedeki ahzu kabz yetkisine dayalı olarak haricen borçludan tahsil ettiği toplam 10.500 TL’yi müvekkiline vermeyip mal edindiği iddia ve kabul olunan somut olayda; sanığın, tahsil edilen tutar içerisinde icra dosyası borçlusunun ödemesi gereken karşı vekalet ücretinin ve sözleşmeden kaynaklanan ve katılan tarafından ödenmesi gereken avukatlık ücreti alacağının bulunduğunu beyan etmesi karşısında, sözleşmeden kaynaklanan vekalet ücreti ve varsa masraf alacaklarının ilgili dava ve icra dosyalarının getirtilerek incelenmesinden ve bilirkişi marifetiyle katılanın asıl alacak tutarının belirlenmesinden sonra sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini ile suçun sübutu halinde değer azlığı sebebiyle TCK’nın 249. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında CMK’nın 226. maddesine aykırı biçimde iddianamede yer almadığı ve ek savunma hakkı tanınmadığı halde TCK’nın 247/1. maddesinin uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı Kararının Resmi Gazete’nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 17/11/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.