Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/1079 E. 2023/3170 K. 23.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1079
KARAR NO : 2023/3170
KARAR TARİHİ : 23.03.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : Basit zimmet
HÜKÜMLER : Sanıklar … ve … hakkında zincirleme biçimde basit zimmet suçundan mahkûmiyet, sanık … hakkında beraat

Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.05.2013 tarihli ve 2009/130 Esas, 2013/176 sayılı Kararının sanıklar müdafii ve suçtan zarar görenler vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazine ile Tarım ve Orman Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekilleri tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususları karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun (3628 sayılı Kanun) değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Hazinenin, 7417 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun’un 18 inci maddesinin ikinci fıkra hükmü uyarınca da Tarım ve Orman Bakanlığının başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandıkları kabul edilmiştir.
Katılan … vekilinin yokluğunda verilip 27.02.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen hükme karşı, 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 11.03.2015 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerden sanıklar müdafiinin ve katılan Hazine vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.05.2019 tarihli ve 2008/8415 Soruşturma, 2009/1272 Esas, 2009/61 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında basit zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.05.2013 tarihli ve 2009/130 Esas, 2013/176 sayılı Kararı ile sanıklar … ve … hakkında basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddenin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 7 yıl 6’şar ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanıklar hakkında daha evvel verilen 2 yıl 1 ay hapis cezasına konu olaylar aynı suçun teselsülü kapsamında olduğundan kesinleşen bu cezaların düşülerek sanıkların 5 yıl 5’er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına, sanık …’ın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; … vekilinin temyiz isteminin reddine, katılan Hazine vekili ile sanıklar … ve … müdafiinin temyiz itirazlarının reddi ile hükümlerin onanması gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Hazine vekilinin temyiz sebepleri; davaya katılma taleplerinin bulunduğuna, sanıklardan Hasan hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine, sanıklar … ve … hakkında ise verilen cezanın artırılması gerektiğine ilişkindir.
Sanıklar … ve … müdafiinin temyiz dilekçesi; katılanların bir kısmının kooperatiften 1.000,00 TL aldıklarına dair makbuz imzaladığı halde 900,00 TL aldığını beyan etmesinin soyut iddia olduğuna, katılanların çoğunun sanıklar ile birlikte projeyi yürüttüğüne, kooperatiften aldıkları malzeme ve paranın karşılığında çok daha fazla borç çıkarıldığı iddiasının kullanılan kredilerin ve alınan malzemelerin ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesi istendiğinden temelinin olmadığına, daha evvel müvekkillerine 5.004,87 TL’yi zimmetlerine geçirdikleri kabulüyle zimmet suçundan mahkumiyet kararı verilmesine rağmen ikinci kez cezalandırıldıklarına ve zimmet miktarının 57.805 TL olarak belirlendiğine, öte yandan cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayininin hukuka aykırı olduğuna ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlar gereğince usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanıkların suç tarihinde S.S. Kurttutan … Kooperatifi Yönetim Kurulu üyesi oldukları, ahır yapımı için sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı hesabından ortaklara dağıtılmak üzere kredi tahsisi yapıldığı, 28.04.2009 tarihli bilirkişi raporu ile ifade veren ortaklarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; kooperatif üyeleri adına açılan ve Kooperatif hesabına aktarılan krediden 90.443,45 TL’lik kısmın üyelere dağıtılmadığı, kooperatif yönetimi tarafından paranın harcandığına ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı ve belirtilen miktarın sanıkların uhdesinde olduğu iddiasıyla basit zimmet suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
Mahkemece; kooperatif başkanı olan sanık … ile aynı kooperatifin yönetim kurulu üyesi (muhasip üye) olarak görev yapan sanık …’in kooperatif hesabından çektikleri 231.994,51 TL’den ödemede kullandıkları 174.188,61 TL çıkartılarak bakiye kalan 57.805,90 TL’yi uhdelerinde tuttukları ve bu şekilde basit zimmet suçunu işledikleri kabul edilmiş, yönetim kurulu üyesi olan sanık …’ın zimmet suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeni ile atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
S.S. Kurttutan … Kooperatifi Yönetim Kurulu üyesi olan sanıkların, kooperatif üyelerinden bir kısmına ahır yapılması için Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi kapsamında Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonundan sağlanan destekleme ödemelerini zimmetlerine geçirdiklerinin iddia edildiği somut olayda sanıklar … ve …’in mahkumiyetlerine, sanık …’ın beraatine karar verilmiş ise de; sanıklardan … ve …’in projeye 2007 yılında başladıklarını, destek ödemesi verilmeye başlanmadığı halde ahırların yapımına başlandığını ve inşaat malzemeleri satan kişiler ile kooperatif adına anlaşıp vadeli olarak çimento, kum, demir, ağaç gibi malzemeleri satın aldıklarını, projeyi kontrol eden kişiler geldiğinde projenin bu şekilde yürümediğini görmeleri üzerine kooperatif hesabına yatırılan destekleme parasının bir kısmı ile daha önceden üyeler adına satın alınan malzeme bedellerinin ödendiğini, bu ödemelerin banka aracılığı ile yapıldığını fakat fatura alınmadığını, kalan paranın bir kısmının belge karşılığında üyelere dağıtıldığını, bakiye miktarın ise kayıtlarda ve kooperatif hesabında mevcut olduğunu ayrıca İl Tarım Müdürlüğü yetkililerince projenin takip ve değerlendirilmesi yapıldığından evrakın temini halinde bilirkişi raporunda ahırların yapım işi için belirlenen miktarın hatalı ve eksik tespit edildiğinin ortaya çıkacağını savunmaları, inşaat bilirkişisinin rayiç fiyatlar üzerinden hesaplama yapması nedeniyle dosyadaki raporların hüküm kurmaya yeterli olmaması karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, kooperatif ve ilgili bakanlık arasında yapılan protokol ile il tarım müdürlüğünden projeye ilişkin tüm evrakın eksiksiz olarak temin edilerek, harcama ve ödeme usullerinin belirlenmesinden, kooperatif adına yatan paranın hangi tarihlerde kim tarafından çekildiğinin, kullanılmayan para bulunup bulunmadığının saptanmasından sonra, önceki raporu düzenleyen inşaat bilirkişisinden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı birim fiyatları baz alınarak ahırların toplam inşaat maliyetinin belirlenmesine dair ek rapor alınmasını müteakip dosya ve eklerinin önceki raporu düzenleyen bilirkişi kuruluna tevdii ile sanıkların zimmetinde kooperatif parası bulunup bulunmadığı, varsa ne miktarda sorumlu oldukları konularında rapor aldırılması sonrasında sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun ayrı ayrı takdir ve tayin edilmesi gerektiği nazara alınmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Sanıklar … ve … hakkında Dairemizin 07.02.2013 tarihli ve 2012/610 Esas, 2013/913 Karar sayılı ilamı ile kooperatif üyeleri adına yatırılan krediden 5.000 TL’yi zimmetlerine geçirdiklerinden bahisle 5327 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 249 uncu ve 62 nci maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin kararın düzeltilerek onanmasına karar verildiği, iddianame ve suç tarihinin sırasıyla 29.12.2008 ve 26.09.2008 olduğu, temyize konu somut olayda ise suç tarihinin 2008 olduğu, iddianame ve suç tarihleri itibarıyla aralarında hukuki kesinti bulunmadığı ayrıca bu dosya kapsamında yargılama konusu yapılan zimmet fiili açısından zimmet miktarının kooperatif hesabından çekilen paradan, harcandığı tespit edilen miktarların düşülmesi suretiyle belirlenmesi nedeniyle suçun değişik zamanlarda birden fazla işlendiğine ilişkin delil bulunmaması karşısında eylemlerin bir bütün halinde tek zimmet suçunu oluşturacağı gözetilmeden 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca artırım yapılarak fazla ceza tayini,
5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında suçun zincirleme şekilde işlenmesi halinde cezanın 1/4’ten 3/4’üne kadar artırılabileceği öngörülmüş olup, zincirleme suç nedeniyle artırım yapılırken, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenleme uyarınca mağdur …/veya fiil sayısı nazara alınıp, fiillerin süresi de gözetilerek benzer olaylarla karşılaştırıldığında suç ile ceza arasındaki dengeyi bozmayacak ve denetime imkan verecek biçimde yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşacak bir artırım oranı belirlenerek ceza tayin edilmesi gerekirken 1/2 oranında artırım yapılmak suretiyle fazla cezaya hükmolunması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işledikleri kabul edilen sanıklar … ve … hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanması sırasında bu bentteki hak ve yetkileri kullanmalarından yasaklanmalarına karar verilmesi yerine, 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmalarına karar verilmesi,
Sanıklar hakkında daha evvel kesinleşen cezanın mahsubu ile belirlenen miktar üzerinden cezanın infazına karar verilmesi yerine sanıkların mahsup işlemi sonucunda kalan miktar ile cezalandırılmalarına hükmedilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle katılan … vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.05.2013 tarihli ve 2009/130 Esas, 2013/176 sayılı Kararına yönelik sanıklar … ve … müdafii ile katılan Hazine vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.03.2023 tarihinde karar verildi.