YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12475
KARAR NO : 2023/10076
KARAR TARİHİ : 18.10.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1597 Esas, 2020/1281 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : 1)Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.10.2018 tarihli ve 2018/298 Esas, 2018/563 sayılı Kararı ile; atılı suçtan mahkumiyet
2)Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 08.10.2020 tarihli ve 2019/1597 Esas, 2020/1281 sayılı Kararı ile; düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2019/1597 Esas, 2020/1281 sayılı Kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (2709 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 nci maddesinin ikinci fıkrası, 232 nci maddesinin altıncı fıkrası ve 291 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğunun belirtilmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında ”Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır”, aynı Kanun’un “Temyiz gerekçesi” başlığını taşıyan 295 inci maddesinin birinci fıkrasında ise “Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir” şeklindeki düzenlemeler karşısında; sanığa 16.10.2020 tarihinde tebliğ olunan hükümde 5271 sayılı Kanun’un 295 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin tebliğden itibaren (7) gün içerisinde verilmesi gerektiğinin bildirilmediği gibi bu hususun meşruhatlı tebligat ile de ihtar edilmediği anlaşıldığından, sanığın 03.04.2023 havale tarihli dilekçesinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu ayrıca temyiz sebeplerini de içerdiği kabul edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin verilen kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.05.2018 tarihli ve 2018/6572 Soruşturma, 2018/1654 Esas, 2018/207 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması ya da açılmaması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2.Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.06.2018 tarihli ve 2018/186 Esas, 2018/265 sayılı Kararı ile sanık hakkında iddianamede belirtilen suçtan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Adana Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3.Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2018 tarihli ve 2018/298 Esas, 2018/563 sayılı Kararı ile; sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına, 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına hükmedilmiştir.
4.Sanığın istinaf talebi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2019/1597 Esas, 2020/1281 sayılı Kararı ile; suç tarihi yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, hükme esas alınan delillerin yasaya ve hukuka aykırı olduğu, basit yargılama usûlünün uygulanması gerektiği, tekerrür hükümlerinin hatalı uygulandığı sebepleriyle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin Kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Suç tarihinde Adana Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, katılanın satın aldığı vasıtanın çalıntı olması nedeniyle gerekli davayı açmak üzere Adana 7. Noterliğince düzenlenen 23.08.2016 tarihli ve 16848 yevmiye sayılı vekaletname ile katılanın vekilliğini üstlenip masraflara mahsuben katılandan 700 Türk lirası aldığı halde, azledildiği 30.06.2017 tarihine kadar gereğine tevessül etmediği ayrıca davayı açtığını, icra işlemlerini başlattığını söyleyerek katılanı oyaladığı iddiasıyla açılan kamu davasında sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Hükmün sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde suç tarihinin hatalı gösterilmesi dışında usûl ve yasaya aykırılık bulunmadığından bahisle bu yönden anılan hükme yönelik olarak düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Katılan tarafından dosyaya ibraz edilen ve sanıkla katılan arasındaki konuşmaları içerdiği iddia olunan kayıtlar ve bu kayıtlara ilişkin bilirkişi raporu hukuka aykırı delil olarak kabul edilip dışlandığında dahi, katılanın aşamalardaki tutarlı beyanları, sanığın kaçamaklı ikrar içeren savunması ve tüm dosya kapsamına göre atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca atılı suçun basit yargılama usulüne tâbi bir suç olmadığı, sanığın tekerrüre esas sabıkalarının bulunduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne karşı istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olması karşısında sanığın temyiz itirazları yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2019/1597 Esas, 2020/1281 sayılı Kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.10.2023 tarihinde karar verildi.