YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12525
KARAR NO : 2023/5634
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2335 Esas, 2020/501 Karar
SUÇLAR : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : 1)İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2018 tarihli ve 2014/163 Esas, 2018/483 sayılı Kararı ile; nitelikli zimmet suçundan mahkûmiyet,
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 11.03.2020 tarihli ve 2019/2335 Esas, 2020/501 sayılı Kararı ile; istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 11.03.2020 tarihli ve 2019/2335 Esas, 2020/501 sayılı Kararının katılan vekili ile sanık … müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Covid-19 salgını sebebi ile 7226 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesi ve 29.04.2020 tarihli, 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile tüm adli sürelerin 13.03.2020 tarihinden itibaren 15.06.2020 tarihine kadar durdurulduğu nazara alındığında, katılan vekiline 24.03.2020 tarihinde tebliğ edilen hükmün katılan vekilince 27.04.2020, sanık … müdafiine 25.03.2020 tarihinde tebliğ edilen hükmün ise sanık … müdafii tarafından 02.06.2020 havale tarihli dilekçeler ile süresinde temyiz edildiği gözetildiğinde esasın incelenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.01.2014 tarihli ve 2014/6737 Soruşturma, 2014/2959 Esas, 2014/134 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2.İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.03.2014 tarihli ve 2014/5 Esas, 2014/39 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3.İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2018 tarihli ve 2014/163 Esas, 2018/483 sayılı Kararı ile sanık hakkında nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
4.Sanık … müdafii ile katılan … vekilinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 11.03.2020 tarihli ve 2019/2335 Esas, 2020/501 sayılı Kararı ile sanığın eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hükmün 1 numaralı fıkrasının 2. paragrafının çıkarılarak, takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına ilişkin paragrafın hemen altına “sonuçta sanığın 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanık … müdafiinin temyiz itirazları, sanığın üzerine atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına ve sair nedenlere ilişkindir.
B.Katılan … vekilinin temyiz itirazı, Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasına münhasırdır.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, davalı katılan vekili sıfatıyla Üsküdar 3. İş Mahkemesinin 2009/881 Esasına kayden görülen davayı takip ettiği, yargılama sırasında katılandan davacıya ödemek üzere aldığı 39.100,00 TL’yi sahte sayman mutemedi alındı makbuzu düzenleyerek uhdesinde tuttuğu iddia ve kabul edilerek nitelikli zimmet suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasına ilişkin mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
2.Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile şikayetçilerin yetkilisi oldukları firma arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paraların teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil şikayetçiler Günal ve Suna tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 11.03.2020 tarihli ve 2019/2335 Esas, 2020/501 sayılı Kararının, gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 307 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye değişik gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.05.2023 tarihinde karar verildi.