Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/6907 E. 2023/3260 K. 23.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6907
KARAR NO : 2023/3260
KARAR TARİHİ : 23.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.05.2015 tarihli ve 2015/1834 Soruşturma, 2015/1311 Esas, 2015/1230 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2016 tarihli ve 2015/937 Esas, 2016/154 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 150 tam gün karşılığı 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; 6964 sayılı Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanunu’nun (6964 sayılı Kanun) 8 inci maddesi uyarınca ziraat odalarının organ seçimlerinin yargı gözetiminde yapılacağı ve itirazın hakim tarafından karara bağlanacağı nazara alınarak, yapılan seçime itiraz edilip edilmediği hususunun İl Seçim Kurulu nezdinde araştırılıp seçimde oy kullanan kişilerin tanık olarak dinlenilmesi sonrasında sanığın hukuki durumunun takdiri gerektiği ayrıca 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un (298 sayılı Kanun) 138 inci maddesinin uygulanmaması ve adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında uygulama maddesinin gösterilmemesi gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanık hakkında temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği, verilen cezanın adli para cezasına çevrilmesinin hukuka aykırı olduğu sebepleriyle hükmü temyiz etmiştir
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Seçimin usûl ve yasaya uygun yapıldığı ve resmi seçim evrak sonuçlarına göre tescil edildiği, seçimin usûlsüz olduğunun ancak resmi belgelerle ispat edilebileceği, buna karşın seçim hakkı olmayan ve seçimden ötürü sanıkla husumeti bulunan tanıkların soyut beyanlarına dayanılarak sanığa ceza verilmesinin hatalı olduğu, objektif cezalandırılma şartlarından zarar unsurunun gerçekleşmediği, sanık lehine 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmamasının hatalı olduğu ve adli sicil kaydından silinme şartları oluşmuş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara ilişkin dosyaya ihbarda bulunulmasının yerinde olmadığı, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçeleriyle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Köy muhtarı olan sanığın, Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Nizamnamesinin (Nizamname) 10 uncu, 11 inci ve devamındaki maddeleri ile 442 sayılı Köy Kanunu’nun 36 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince, köyde yapılacak Ziraat Odası delege seçimine ilişkin olarak seçim tarihinin ilanı, sandık kurulunun oluşturulması, seçimin mevzuatın gerektirdiği usulde yapılması hususlarında görevli bulunmasına rağmen seçimin ilanını usûlüne uygun yapmadığı, seçim sandığı kurmadığı, seçim evrakı ile ev ve kahvehaneleri dolaşarak seçmenlerin oy kullanımını sağlamak suretiyle katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği kabul edilerek atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 6964 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinde yer alan “Seçilecek delegelerde aranan özellikler ve seçim usulleri tüzükle gösterilir” şeklindeki hüküm uyarınca, ziraat odaları delegelerinin seçim usûlünün Nizamnamede düzenlendiği, anılan Nizamnamenin 11 inci maddesinde muhtarın başkanlığında oluşturulan sandık kurulunun seçimin intizam ve selametle cereyanını temin için gerekli tedbirleri almak, oy verme işlerini idare ve kontrol etmek, oyları saymak ve bu hususu tutanağa geçirmek ve neticeyi dayanak belgeleriyle birlikte valiye bildirmek görevinin bulunduğu ve aynı Nizamnamenin 19 uncu maddesinde ise sandık kurullarının kararları ve tutanakların tanzim işlemleri aleyhine valiliklere şikayette bulunulabileceğinin belirtildiği, İl Seçim Kurulu’nun ziraat odası delege seçimlerinde bir görevinin bulunmadığı, 298 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinde yer alan “Özel kanunlarına göre yapılacak Cumhurbaşkanı, milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği seçimlerinde ve Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında bu Kanun hükümleri uygulanır” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, ziraat odası seçimlerinde anılan Kanun hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığından, sanık hakkında 298 sayılı Kanun’un 138 inci maddesi uyarınca belirlenen temel ceza üzerinden artırım yapılması yönündeki tebliğnamede bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteğinin yapılan değerlendirmesinde; mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurularak fiilin ağırlığıyla orantılı olarak temel cezanın tayin olunduğu ve aynı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı ile sanığın kastı gözetilerek hükmolunan cezanın adli para cezasına çevrilmesine karar verildiğinden bu konuda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteğinin yapılan değerlendirmesinde; mahkemece hangi delillere, neden üstünlük tanındığının kararda tartışılarak ziraat odası delege seçiminin usûlünce yapılmadığı, sanık savunmasının yerinde olmadığı, sanığın eylemleri neticesinde katılanın mağduriyetinin oluştuğunun mevcut delillerle ortaya konulduğu ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 72. maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki hüküm nazara alındığında, Dereli (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 01.04.2008 tarihli, 2007/112 Esas ve 2008/33 sayılı Kararı ile hakaret suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 15.10.2010 tarihinde kesinleştiği ve denetim süresi içinde bu dosyadaki suçun işlendiği anlaşıldığından sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi hükümlerinin uygulanmaması yerindedir.
Ancak;
Nizamnamenin 19 uncu maddesinde yer alan “Sandık kurullarının kararları ve tutanakların tanzim işlemleri aleyhine alakalılar tarafından derhal sandık kurulu vasıtasiyle veya nihayet rey verme gününün ertesi günü saat 17’ye kadar mahalli idare heyetlerince tetkik edilmek üzere sözle veya yazı ile kazalarda kaymakamlıklara vilayetlerde valiliklere şikayet veya itirazda bulunulabilir. İtiraz ve şikayetler üç gün içinde kati olarak karara bağlanır. Bu kararlar aleyhine başka bir mercie müracaat olunamaz” şeklindeki düzenleme uyarınca katılan tarafından sandık kurulunun kararı ve tutanakların tanzim işlemlerine yönelik 04.12.2014 tarihinde yapılan itiraz hususunda Valilik tarafından verilen bir kararın mevcut olup olmadığı araştırılıp mevcut olması durumunda onaylı bir örneğinin dosya arasına alınması, seçimde oy kullanıp daha önce beyanlarına başvurulmayan kişiler ile seçim tutanaklarında sandık kurulu üyesi olarak imzası bulunan …’ın tanık sıfatıyla beyanlarının alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının taksitlendirilmesi esnasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasının hükümde gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, adli para cezasının tamamen infazından sonra işlemek üzere, hükümde gösterilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hükümden önce 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtar edilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2016 tarihli ve 2015/937 Esas, 2016/154 sayılı Kararına yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri ile dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’deki görüşten kısmen farklı sebeplerle, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.03.2023 tarihinde karar verildi.