YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7503
KARAR NO : 2023/10925
KARAR TARİHİ : 13.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/820 Esas, 2016/351 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Tayin olunan cezanın adli para cezası olmasına nazaran yasal koşulları bulunmayan sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.11.2015 tarihli ve 2015/8774 Soruşturma, 2015/9471 Esas, 2015/7995 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunlukları uygulanması talep edilmiştir.
2.Denizli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.04.2016 tarihli ve 2015/820 Esas, 2016/351 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 200 tam gün karşılığı 4.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, kararın usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğuna, sanık hakkında gerekçe gösterilmeksizin lehe olan hükümlerin uygulanmadığına, eksik inceleme ile hüküm verildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına ve resen gözetilecek sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Bürosu tarafından düzenlenen 01.04.2015 tarihli tutanak içeriğine göre, adli para cezasına hükümlü olan mağdurun bu cezayı ödeyememesi üzerine kamuya yararlı bir işte çalışmasına karar verildiği ve bu hususta adına çıkarılan tebligatlar tebliğ edilemediğinden hakkında yakalama kararı çıkartıldığı, 01.04.2015 tarihinde de yakalanarak Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına mevcutlu olarak getirildiği, mağdurun oturduğu adresin boş araziye denk geldiği gerekçesiyle evrakın tebliğ edilmeden ilgili çıkış merciine PTT dağıtıcısı olarak görev yapan sanık tarafından iade edildiğinden bahisle de sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, Mahkemece; atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin mahkemenin kabulüne göre 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7188 sayılı Kanun) 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz “kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış” dosyalar açısından Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin “basit yargılama usulü” bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, öte yandan suç tarihinde PTT dağıtıcısı olan sanığın 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 11 inci maddesinin (d) bendi uyarınca soruşturma veya kovuşturmasının izne tabi olmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi gereğince “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Denizli 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.04.2016 tarihli ve 2015/820 Esas, 2016/351 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.11.2023 tarihinde karar verildi.