YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5379
KARAR NO : 2012/10756
KARAR TARİHİ : 24.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atıldığı iddia edilen taşınmaza vaki müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atıldığı iddia edilen taşınmaza vaki müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu edilen yerin, kadastro tespiti sonucu 112 ada 7, 8, 9 ve 10 numaralı parseller olarak davacılar adına tespit ve tescilleri yapılan taşınmazların devamı niteliğinde olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan incelemede; taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro tespitinin 02.08.2006 tarihinde yapıldığı, üçüncü kişiler tarafından davacılar adına yapılan tespite itiraz sonucu 112 ada 7, 8, 9 ve 10 numaralı parsellerin 09.07.2007 tarihinde tespit gibi hükmen tesciline karar verildiği, ihtilaf konusu taşınmaz bölümünün tespit dışı bırakıldığı ve haritasında kadastral yol olarak gösterildiği anlaşılmıştır.
Yol olarak tespit dışı bırakılan yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmese bile, bu işlem kadastro işlemidir. Bu işlem neticesinde mülkiyet hakkının ortadan kaldırıldığını iddia eden kişilerin Kadastro Kanununun 3402 sayılı 12/3.maddesi uyarınca hak düşürücü süre içerisinde ait olduğu mahkemede açacağı dava ile bu yerlerin kendilerine ait olduğu hususunda kesinleşmiş mahkeme kararı almaları ve neticede tapu kaydının oluşması gerekir.
Kamulaştırmasız el atma davalarında, tapu kaydı bulunmaması halinde davacı kişilerin, bu yere malik olduğu hususundaki kesinleşmiş mahkeme kararlarını sunmadan, dava açmaları mümkün değildir.
Bu durumda; dava konusu edilen yerle ilgili davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı … Muhtarlığının temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 24.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.