YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7197
KARAR NO : 2012/24739
KARAR TARİHİ : 03.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; dava konusu edilen … ili, Merkez, … mahallesinde 6870 metrekare yüz ölçümlü 2150 parsel sayılı taşınmaz, 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı halde, sonradan yapılan genel kadastro çalışmaları sırasında hata ile ikinci kez kadastrosunun yapılarak, şahıslar adına yolsuz olarak tescil edildiği; davacının, tapu kaydında orman ile ilgili hiçbir tahdit bulunmayan taşınmazdaki 1000/6870 oranındaki hisseyi 26.10.1992 tarihinde önceki malikinden satın aldığı ve … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 2009/335 esas, 2009/344 karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazın A1 ile gösterilen 185 m2’lik kısmı ile A4 ile gösterilen 19 m2’lik kısmı dışında kalan bölümlerinin 1942 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalması nedeniyle davacıya ait hissenin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verildiği anlaşılmıştır.
4721 sayılı TMK.nun 1007.maddesinde “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.” hükmü yer almakta olup burada, devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescili sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü; sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür. Kusurun varlığı ya da yokluğu, devletin sorumluluğu için önem taşımayıp sadece, Devletin memuruna rücuu sırasındaki iç ilişkide önemlidir.
Açıklanan nedenlerle; TMK.nun 1007.maddesinde düzenlenen objektif (kusursuz) sorumluluk halinin, 818 sayılı Borçlar Kanununun 41. ve devamı maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğu ile ilgisi bulunmadığından, aynı Kanunun 60.maddesindeki zamanaşımı kurallarının uygulanma imkanı olmadığı gibi, TMK.nun 1007. maddesine
dayanılarak açılan davalar için de, ayrıca zamanaşımı süresi belirlenmemiştir. Bu itibarla, 818 sayılı Borçlar Kanununun 125. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 146) maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması esastır. Bu durumda;
1- Mahkemece, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan maddi zararın TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini istemiyle açılan davada, davacının maddi tazminata ilişkin talebi ile ilgili olarak zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilip, davacının gerçek zararının tespiti için öncelikle dava konusu taşınmazın niteliğinin arsa mı, yoksa arazi mi olduğu belirlenip, bu konuda taraflara delillerini ibraz etmek üzere süre verildikten sonra, mahallinde yapılacak keşif sonucunda, taşınmaz arsa vasfında ise emsal karşılaştırması yapılarak; arazi vasfında ise gelir metodu esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespiti için alınacak bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Davacı, dava dilekçesinde manevi tazminat da talep etmiş olup, manevi zarar kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan, acılarını içinde gizleyenleri tazminat haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacıya ait tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi, manevi tazminatın koşullarını düzenleyen 818 sayılı Borçlar Kanununun 49.maddesi uyarınca eşya zararı niteliğinde olması ve eşya zararının da kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine saldırı oluşturacak bir eylem olmaması nedeniyle manevi tazminat talebinin, koşulları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Kabule göre de; dava konusu taşınmazın tapu kaydının, mahkeme kararı ile orman sınırları içerisinde kaldığından bahisle iptal edilmesinden sonra, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca uygulama yapılıp yapılmadığı araştırılarak, taşınmaz sonradan Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarılan yer haline gelmiş ise; 26.04.2012 gün ve 28275 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe giren 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazine’ye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkındaki Yasanın 7.maddesinin 1. ve 3. fıkraları uyarınca işlem yapılıp yapılmadığının araştırılmaması,
Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U….nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 10.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.