YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8795
KARAR NO : 2012/17309
KARAR TARİHİ : 24.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sahte vekaletname ile işlem yapılması nedeniyle; tapu kaydının mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine uğranılan zararın 4721 sayılı TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R –
Dava, sahte vekaletname ile işlem yapılması nedeniyle; tapu kaydının mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine uğranılan zararın 4721 sayılı TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; dava dışı …isimli şahsın, dava konusu taşınmazların maliki olan…’ye ait kimlik bilgilerini elde ettikten sonra, sahte zayi belgesi düzenleyerek, Nüfus Müdürlüğünden kendi resmini taşıyan, …adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı aldığı ve…’ye ait taşınmazların satışı için … isimli … 4.noterliğinde düzenlenen sahte vekaletnameyi verdiği, bu vekaletname ile taşınmazın davacıya tapuda satışının gerçekleşmesinden sonra,gerçek malik olan…’nin durumu öğrenerek, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunup, davacı adına oluşan tapu kaydının iptali için dava açtığı, … 9.Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.01.2009 tarihinde kesinleşen 2004/345-2008/27 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazların davacı adına olan tapu kaydının iptali ile gerçek maliki olan …adına tesciline karar verildiği, davacı … ile dava dışı … ve …hakkında, sahtecilik suçu nedeniyle … 6.Ağır Ceza Mahkemesine dava açılıp 2005/142 esas sayılı dosya üzerinden görülen davada; … ve …’ın beraatlerine, Ömer Deri’nin ise mahkumiyetine dair verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
4721 sayılı TMK.nun sorumluluk kenar başlığını taşıyan 1007.maddesi ”Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.” hükmünü içermekte olup, bu maddede düzenlenen sorumluluk, kusura dayanmayan (objektif) bir sorumluluk türü olup, tapu sicil müdür ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın, sicilin tutulmasında, kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olması yeterlidir. Kusurun varlığı ya da yokluğu devletin sorumluluğu için önem taşımamakta, sadece, Devletin memuruna rücuu halinde iç ilişkide etkili olmaktadır.
Dava konusu edilen olayda; tapudaki işlemin dayanağını oluşturan vekaletnamenin sahtecilik yolu ile elde edildiği ve tescilin de yolsuz olarak gerçekleştiği, kesinleşen mahkeme kararları ile sabittir. Davacının zararının kaynağı da; başından beri birleşen tüm işlemlerle birlikte sağlanan bu yolsuz tescildir ve davacının kasıtlı ya da kusurlu eylemleriyle, bu zararın gerçekleşmesine neden olduğuna ilişkin dosyada herhangi bir belirleme bulunmadığı gibi, davacı, hakkında sahtecilik suçu nedeniyle açılan davadan da beraat etmiştir.
Bu durumda; davacının sahte vekaletnameye dayalı olarak satın aldığı taşınmazların, sonradan yolsuz tescil nedeniyle tapu kayıtlarının iptal edilerek gerçek maliki adına tescil edilmesi nedeniyle uğradığı zararın sadece sahte vekaletname düzenlenmesi ile değil, bu sahte vekaletnamenin tapuda yapılan tescil işlemine dayanak olarak alınmasıyla ortaya çıktığı muhakkak olup, bu durumda, davacının zararı ile tapuda yapılan işlem arasında uygun illiyet bağının kesildiğinden söz edilemez Yargıtay HGK 2007/4-422-2007/536 sayılı kararıda benzer niteliktedir. Davacının zararı, tapu dairesinde yapılan işlemden kaynaklanmakta olup, dava konusu olayda, Devletin sorumluluğuna ilişkin uygun illiyet bağı ve TMK.nun 1007.maddesi uyarınca kusursuz sorumluluk ilkelerine dayanak olarak zararın tazminine ilişkin koşullar oluştuğundan, işin esasına girilerek talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U….nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene iadesine, temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.