YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10746
KARAR NO : 2014/25277
KARAR TARİHİ : 06.11.2014
MAHKEMESİ : Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/12/2013
NUMARASI : 2011/78-2013/448
Taraflar arasındaki kıyı kenar çizgisi sınırları içerisinde kalan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davalı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, kıyı kenar çizgisi sınırları içerisinde kalan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre; davacının dava konusu taşınmazlardaki payının 1969 yılında satış yolu ile adına tescil edildiği, belediye başkanlığının dava konusu taşınmazlara ilişkin imar yazı ve krokisi ile fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların kıyı kenar çizgisi sınırları içerisinde kaldığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
Mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla iç hukuk yönünden, gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. (Anayasa Md. 35/1, AİHS Ek Prot. 1-1). Türk Medeni Kanununun 683. maddesinde de bir şeye malik olan kimsenin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisi belirtilmiş, malikin malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava konusu edebileceği hüküm altına alınmıştır.
Mülkiyet hakkı, ancak kamu yararının bulunduğu hallerde sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir.
Ne var ki, kamu yararı ile mülkiyet hakkından kısmen veya tamamen yoksun bırakılan kişinin hakkı arasında makul, kabul edilebilir, hak ve adalet dengesini sağlayacak bir oranın kurulması asıldır.
Somut olayda; dava konusu taşınmaz kıyı kenar çizgisi sınırları içinde kalmış, malikin mülkiyet ve tasarruf imkanı ortadan kaldırılmıştır.
Bu nedenle; Mahallinde yapılan keşif sonucu, taşınmazın dava tarihindeki değerinin biçilmesinde ve alınan rapor uyarınca taşınmazın bedelinin tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, 06.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.