YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16251
KARAR NO : 2014/25615
KARAR TARİHİ : 11.11.2014
MAHKEMESİ : Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/06/2012
NUMARASI : 2012/413-2012/468
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacı vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; davacının dava dışı H.K.isimli şahıstan olan alacağı nedeniyle Gaziantep 3. İcra Müdürlüğünün 2005/12684 sayılı dosyası üzerinden icra takibi yaptığı ve adı geçene ait .. ada .. parsel üzerine haciz şerhi koydurarak, 18.09.2006 tarihli ihale sonucu davacının bu taşınmazı 9100,00 TL bedelle alacağına mahsuben satın aldığı, ancak, söz konusu taşınmazın Haydar Karakan tarafından icra takibi öncesinde 30.04.2004 tarihinde H. I. isimli şahsa satılmasına rağmen tapu sicil müdürlüğü tarafından kütükten terkin işlemi yapılmaması nedeniyle H. K.’a ait hissenin tapuda hatalı olarak yaşadığı ve ihale yolu ile davacıya yapılan satış işleminin de mükerrer kayıt olması nedeniyle geçersiz olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu somut olayda, tapu sicilinin hatalı olarak tutulduğu sabit ise de; 4721 sayılı TMK’nun 1007.maddesi uyarınca Devletin sorumluluğu kapsamında tazminata hükmedilebilmesi için, zararın doğması ve alacağın başka türlü tahsil edilme imkanının bulunmaması gerekir.
Bu durumda; davacının H. K. isimli şahıstan olan alacağı nedeniyle yaptığı icra takibi sırasında, alacağına mahsuben satın aldığı taşınmazla ilgili olarak her ne kadar tapu sicili hatalı tutulmuş ise de; zararın kaynağının icra takibine dayandığı ve davacının uğradığı zararı asıl borçludan H. K. isimli şahsa karşı yaptığı icra takibini devam ettirerek elde etme imkanı bulunduğu, borçlu hakkında aciz vesikası düzenlenmeden Devletin sorumluluğunun doğmayacağı aşikar olup, somut olayda davacının yaptığı icra takibinin 2007 yılında işlemden kaldırıldığı gibi, borçlu hakkında da aciz vesikası düzenlenmediği gözetilerek, bu aşamada 4721 sayılı TMK’nun 1007.maddesi uyarınca Devletin sorumluluğuna ilişkin koşulları henüz oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi sonucu itibariyle doğrudur.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, peşin alınan temyiz ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 11.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.