YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2306
KARAR NO : 2016/11807
KARAR TARİHİ : 14.06.2016
T
TARİHİ : 30/09/2014
NUMARASI : 2013/16-2014/1050
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davalı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.
1-Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmiştir. Ancak;
Dava konusu taşınmazın çok yakınında olan 1057/7 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak dairemizdeki temyiz incelemesi sonunda onanan Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/330 Esas sayılı dava dosyasında taşınmazın metrekaresine 05.10.2012 tarihi esas alınarak 135,00-TL üzerinden değer biçildiği halde, dava konusu taşınmazın metrekaresine 07.02.2011 tarihi itibari gerekçesi gösterilmeden 400-TL/m² değer biçildiği gibi, hükme esas alınan ilk bilirkişi raporunda emsal alınan satış 457 ada, 188 parsel sayılı taşınmazın 5/335 oranındaki payının satışı olup, bu kadar küçük bir hissenin satış bedeli, taşınmazın tamamının değerini de göstermeyeceğinden, rapor geçerli değildir.
Bu durumda; taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu,
emsallere olan mesafesini de gösterir krokisi fen bilirkişisine işaretlettirilip, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Kabule göre, 6100 sayılı HMK’nun 177 ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 04.02.1948 gün ve 10/3 sayılı kararına göre bozmadan sonra ıslah suretiyle talep sonucunun arttırılması mümkün değildir. Fazlaya dair hakların ek dava açılmak suretiyle istenmesi gerekir.
Bu itibarla dava dilekçesindeki miktar üzerinden hüküm kurulması gerekirken, ıslah dilekçesindeki talep nazara alınarak fazlaya hükmedilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 14/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.