YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/25855
KARAR NO : 2016/13745
KARAR TARİHİ : 04.10.2016
NUMARASI : 2012/318-2015/196
Taraflar arasındaki kamulaştırma yolu ile davalı idare adına mülkiyeti devredilen taşınmazın kamulaştırma dışında kullanıldığında taşınmazın bahisle tabu kaydının iptali ile davacılar adına tescili, olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin tahsili tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacılar vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, kamulaştırma yolu ile davalı idare adına maliyeti devredilen taşınmazın kamulaştırma dışında kullanıldığından bahisle tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescili, olmadığı takdirde taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece bir kısım davacılar yönünden davanın HMK 150/5.maddesi gereğince açılmamış sayılması, değer davacılar yönünden reddine karar verilmiş; hüküm davacılar Z.. B.. vd. vekili ile Göksel Gadaş vd. vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre; dava konusu taşınmazların 28/03/1958 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit gördüğü, iş bu tespiti davacılar murislerinin itiraz etmesi üzerine Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/787- 1965/192 sayılı kararı ile davacılar Hasibe varisleri Fatma Türeç ve Ayşe Alpay’ın vergi kayıtlarına göre, fasılasız 50 yıldan fazla süredir kullanıldığından bahisle Hazine adına yapılan tescili iptali ile bu kişiler adına tesciline karar verildiği ve kararın 23/12/1965 tarihinden kesinleştiği, İstanbul Sular İdaresi Müdürlüğü tarafından dava konusu taşınmazın Vakıf Hayrat Su Tesisi sahasında kaldığında bahisle tescili istemiyle açılan davada, Üsküdar 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/663-1969/885 sayılı kararı ile 221 sayılı yasa uyarınca idare adına tesciline karar verilmiş ise de, verilen tescil hükümleri, hasımsız olarak yürütülen davalar sonucunda verilmesi nedeniyle yolsuz tescil olduğundan sonuç doğurmayacaktır.
4650 sayılı yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun ” Vazgeçme iade ve devir” kenar başlığını taşıyan ve 13/09/2014 tarihinden yürürlüğe giren 6552 sayılı yasa ile değiştirilen 22.maddesinde “Kamulaştırmanın kesinleşmesinden sonra, taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılara 7201 sayılı Tebligat Kanunun hükümlerine göre duyurulur. Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir. İade işleminin kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde gerçekleşmesi halinde kamulaştırma bedelinin faizi alınmaz.
Bu madde hükümlerine göre geri almayı kabul etmeyen mal sahibi ve mirasçılarının 23.maddeye göre geri alma hakları da düşer. Bu madde hükümleri, kamulaştırmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması halinde uygulanmaz” hükmü yer olmakta olup sözkonusu bu maddede kamulaştırılan taşınmaza ihtiyacı kalmayan idarenin kamulaştırmadan sonraki durumları düzenlenmiş olup, dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre kesinleşmiş bir kamulaştırma işlemi bulunmadığı açıktır.
Bu durumda, davacıların murislerinin dava konusu taşınmazın mülkiyetin 23/12/1965 tarihinde kesinleşen Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962/787 Esas,1965/192 Karar sayılı kararı ile hükmen tescil yoluyla kazandığı bu nedenle dava açma hakkını bu tarihte elde ettikleri ve 221 sayılı yasanın uygulama olanağının bulunmadığı ve davalı İSKİ tarafından 221 sayılı yasa uyarınca açılan davanın hasımsız olarak yürütüldüğü ve taşınmazın Vakıf Hayrat Suyu Koruma alanında 1956 yılından önceki tarihlerden beri memba suyu su toplama havzası olarak kullanıldığından bahisle davalı İSKİ adına tesciline dair verilen kararın yolsuz tescil niteliğinde olduğundan ve taşınmaza ilişkin kesinleşmiş bir kamulaştırma kararı da olmadığından 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 6552 sayılı Yasa ile degiştirilen 22. ve 23 maddelerinin de uygulama olanağı bulunmadığından işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacılar vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, davacılardan ayrı ayrı peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 04/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.