Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2015/26513 E. 2016/14097 K. 13.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/26513
KARAR NO : 2016/14097
KARAR TARİHİ : 13.10.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın arttırılması davası ile ipoteğin fekki istemine ilişkin karşı davadan dolayı yapılan yargılama sonunda: Asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacı (karşı davalı) vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın arttırılması davası ile ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı/karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1)Asıl dava yönünden yapılan incelemede; davacının hissedarı olduğu taşınmaz 3194 sayılı imar kanununun 18. maddesi uyarınca düzenlemeye alınarak davacının bir kısım payı davalıya aktarılıp, bu hisse karşılığında davacı lehine ipotek tesis edilmesi üzerine, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen pay için takdir edilen karşılığın arttırılması için iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İpotek bedeli 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 6487 sayılı yasanın 21. maddesi ile değişik geçici 6. maddesi hükümleri uyarınca belirlenmiş ise de; söz konusu yasal düzenleme açıkça ipotek borçlusunun kamu idareleri olması haline ilişkin olup, gerçek kişiler arasındaki ipotek bedelinin arttırılması davalarında uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Kaldı ki, 13.03.2015 gün ve 29294 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 gün ve 2013/95-2014/176 sayılı kararı ile,
6487 sayılı Yasanın 21.maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun başlığı ile birlikte değiştirilen geçici 6. maddesinin; “2981 sayılı Kanuna göre yapılan imar uygulamalarından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlar da dahil olmak üzere her türlü alacak ve bedellerinin borçlu idarelerce ödenmesine” ilişkin usulü düzenleyen on ikinci fıkrası Anayasanın 2, 35 ve 36. maddelerine aykırı görülerek iptal edilmiştir.
Bu durumda; imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen ya da davacı lehine tesis edilen ipotek karşılığının arttırılması davalarında, 6487 sayılı Yasanın 21. maddesi ile 2942 sayılı Yasaya eklenen geçici 6. maddesinin on ikinci fıkrasının uygulanması mümkün olmadığından, taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden, benzer nitelikte ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için yeniden imkan tanınması, lüzumu halinde yeniden resen emsal getirtilmesi ve bu emsallere göre dava tarihi esas alınarak değer biçilmesi için oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmadığı gibi,
2)Karşı dava yönünden; asıl davada hüküm altına alınan ipotek bedeli ödendikten sonra taşınmazın tapu kaydında bulunan ipotek şerhi idari bir işlem ile kaldırılabileceğinden davalı/karşı davacının ipoteğin fekki davası açmasında hukuki yarar olmadığı gözetilerek bu nedenle karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı/karşı davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 13.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.