YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/26767
KARAR NO : 2018/22207
KARAR TARİHİ : 27.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Yasayla değişik 2942 sayılı Yasanın 10.maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve … yeri bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasının kabulüne dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27/11/2018 günü temyiz eden davalı vekilinin yüzüne karşı; usulüne göre çağrı kağıdı gönderilmesine rağmen gelmediğinden aleyhine temyiz olunan davacı idare vekilinin yokluğunda duruşmaya başlanarak davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki kağıtlar okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, 4650 sayılı Yasayla değişik 2942 sayılı Yasanın 10.maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve … yeri bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve taşınmazın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve enerji nakil hattı güzergahı dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirlenmek suretiyle … yeri ve irtifak hakkı karşılığının tespit edilmesi yöntem itibariyle yasa hükümlerine uygundur. Ancak;
Aynı kamulaştırma kapsamında dava konusu parsele 174 m mesafede …-… karayoluna cepheli 7 ada 3 (7 ada 16-17) parsele aynı değerlendirme tarihi itibariyle 240,00 TL m² bedel takdir edildiği, Dairemizce de daha önce aynı kamulaştırma kapsamında daha yüksek bedellerin onandığından bahisle ayrılma nedenleri hususunda ek rapor alınması gerektiğinden bahisle bozulduğu, dava konusu taşınmaza mesafesi de gözönüne alındığında, hükme esas alınan bilirkişi raporunda incelenen emsal ile dava ./..
konusu taşınmazın resen belirlenen vergi değerleri getirtilmeden, üstünlük oranları denetlenmeden m² bedelinin tespit edildiği anlaşıldığından hükme esas alınan bilirkişi raporu inandırıcı bulunmamıştır.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re’sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenle HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, temyiz eden davalı yararına yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 1.630,00-TL. vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, 27/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.