YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/670
KARAR NO : 2016/11577
KARAR TARİHİ : 09.06.2016
TARİHİ : 27/01/2015
Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacıların paylarına takdir edilen karşılığın arttırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davalı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş ise de dosyada davetiye gideri bulunmadığından duruşma isteminin reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacıların paylarına takdir edilen karşılığın arttırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyulan bozma kararı uyarınca inceleme ve işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.
13.03.2015 gün ve 29294 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 13.11.2014 gün ve 2013/95 – 2014/176 sayılı kararı ile;
6487 sayılı Yasanın 21. maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun başlığı ile birlikte değiştirilen geçici 6. maddesinin; “2981 sayılı Kanuna göre yapılan imar uygulamalarından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlarda dahil olmak üzere her türlü alacak ve bedellerinin borçlu idarelerce ödenmesine” ilişkin usulü düzenleyen on ikinci fıkrası Anayasanın 2, 35 ve 36. maddelerine aykırı görülerek iptal edilmiştir.
Bu durumda; imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen ya da davacı lehine tesis edilen ipotek karşılığının arttırılması davalarında, 6487 sayılı Yasanın 21. maddesi ile 2942 sayılı Yasaya eklenen geçici 6. maddenin on ikinci fıkrasının uygulanması mümkün olmadığından, taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi doğrudur. Ancak;
1)Hükme esas alınan bilirkişi raporu ile taşınmazın dava tarihindeki m2 birim değerinin 130,00-TL olduğu halde mahkemece bu birim değerinin imar uygulaması yapıldığı tarihteki değeri olduğu şeklindeki hatalı kabulü sonucu dava tarihine kadar işleyen faiz alacağının saklı tutulmasına karar verilmesi,
2)Davanın niteliği gereği nispi harca hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru değil ise de; bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının;
a) 1. bendindeki (taleple bağlı kalınarak) kelimelerinin çıkartılmasına,
b) 3. bendinin çıkartılmasına, yerine (Alınması gereken 65.463,00-TL nispi harçtan peşin ve ıslah harcı olarak alınan miktarın mahsubundan sonra kalan 51.232,00TL’nin davalı idareden alınarak Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, davacı tarafından yatırılan 14.175,00-TL’nin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,) cümlesinin yazılmasına,
Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 09/06/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.