Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2016/8773 E. 2016/17928 K. 20.12.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8773
KARAR NO : 2016/17928
KARAR TARİHİ : 20.12.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın arttırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Tavzih talebinin kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün tavzihen incelenmesi, davacılar vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

– K A R A R –

Mahkemece uyulan bozma kararı uyarınca davanın konusunun kalmaması nedeniyle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına dair karara karşı, davacı tarafca 11.01.2016 tarihli dilekçe ile tavzih talebinde bulunulmuş, mahkemece, tavzih talebinin kabulü ile mahkemenin 23.09.2014 tarihli kararının kanıtlar ve tartışmalar bölümünün 2.paragrafında yer alan “protokolde belirtilen miktarın 08.12.2010 tarihinde ödendiği gerekçelerine dayalı olarak davanın konusunun kalmadığı” ibaresinin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2013/12075 Esas, 2013/17589’e sayılı ve 10.10.2013 tarihli bozma ilamında da belirtildiği şekilde; “Üsküdar 6. İcra Müdürlüğünün 2011/23313 Esas sayılı dosyalara 03.01.2013 tarihinde yapılan ödeme sonucunda davanın konusunun kalmadığı” şeklinde tashihine HMK’nun 304. maddesi uyarınca karar verilmiştir. Verilen bu karar davalı …’na 01.07.2015 tarihinde, davacı tarafa 22.06.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, daha sonra 21.11.2015 tarihinde bu tashih şerhi ile ilgili olarak davacı taraflarının beyanları alınmak üzere mahkemece re’sen ele alınmış, taraflara duruşma günü tebliğ edilmiş, yapılan duruşma sonunda yukarıda belirtilen tavzih şerhinin kaldırılmasına karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.
HMK’nun 304.maddesinde “Hükümdeki yazı hesap hataları ile benzeri açık hatalar, mahkemece re’sen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hakim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Dava üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilir,” denilmiştir. HMK’nın
305.maddesinde ise “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyorsa yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan herbiri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez” denilerek hükmün tavzihi düzenlenmiş olup, hükmün tavzihi için izlenecek yol da HMK’nın 306.maddesi düzenlenmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar gözetildiğinde: 23.09.2014 tarihli gerekçeli karar taraflara tebliğ edildikten sonra davacı tarafca tavzih isteminde bulunulduğu; HMK 304. maddesi uyarınca taraflar dinlenerek, düzeltme yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi gerekirken, bu amir hükmü yerine getirilmeden, resen 18.06.2015 tarihinde tashih kararı verildiği, kararın taraflara tebliğine rağmen, süresinde temyiz edilmediğinden kesinleştiği anlaşılmıştır.
Kesinleşen tavzih (tashih) kararından sonra mahkemece, MHK 304’e göre; duruşma açıp, taraflar dinlenip yeni bir karar verilmesi mümkün olmadığı halde, yazılı şekilde kesinleşen tavzih kararının kaldırılması;
Doğru görülmemiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan İstanbul Anadolu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.01.2016 tarih 2014/288-308 sayılı tashih kararının KALDIRILMASINA, peşin alınan temyiz ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 20/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.