Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2017/10029 E. 2018/22901 K. 29.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/10029
KARAR NO : 2018/22901
KARAR TARİHİ : 29.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın … yönünden husumetten reddine, … yönünden kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacı ile davalılardan … vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece Büyükşehir Belediye Başkanlığı hakkındaki davanın husumetten reddine, … aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı ve davalılardan … vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahallinde yapılan keşif sonucu … İlçesi, … Mahallesi, 2787 ada 20 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibariyle bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1-Kamulaştırma Kanunu’nun kıymet takdir esaslarını belirten 11. maddesinin 1.fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması ve dava konusu taşınmaz ile emsalin zaruret olmadıkça yakın bölgelerde ve benzer yüzölçümlü olması ve değerlendirme tarihine yakın satışların emsal alınması gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönteme uyulmadan dava konusu taşınmaza göre yüzölçümü küçük ve eski tarihli bir taşınmazın emsal alınması doğru olmadığı gibi, dava konusu aynı mahallede bulunan, benzer nitelikli 2787 ada 80 parsel sayılı taşınmaza 21/01/2011 değerlendirme tarihi itibariyle 400 TL/m² değer biçildiği bu değerin dairemizin dairemizin 2011/21555 Esas sayılı ilamıyla denetimden geçtiği, değerlendirme tarihleri gözetildiğinde aradan geçen zamanda taşınmazın bulunduğu bölgenin sosyo ekonomik durumunda bir gerileme olduğuna dair bir verinin dosyaya yansımadığı hususları gözönüne alındığında, hükme esas alınan bilirkişi raporu inandırıcı bulunmamıştır.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re’sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Dava konusu taşınmazın tapu kaydında … lehine irtifak şerhi bulunduğundan, tapuda şerh edilmiş olan eski irtifak hakkı nedeniyle oluşacak değer düşüklüğü konusunda bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması,
3-Dava dilekçesinde ve davalı idarenin temyiz dilekçesinde dava konusu taşınmazda fiili taksim olduğu yönündeki iddia, taşınmazın diğer paydaşları tarafından açılan … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/123 esas, 2014/48 karar sayılı dosyasında Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 2015/4847 Esas-2015/7209 Karar sayılı ve … 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/68 esas ve 2014/674 karar sayılı dosyasında Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 2015/8146 Esas-2016/2904 karar sayılı bozma ilamları gözetildiğinde;
Taraflardan ve ilgili Tapu Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden dava konusu taşınmaza ait özel parselasyon krokisi olup olmadığı sorulup, var ise ilgili kroki ve belgeler getirtildikten sonra taşınmaz başında keşif yapılıp, özel parselasyon haritası zemine uygulanarak,tüm paydaşlar dinlenmek suretiyle taşınmazda fiili taksim yapılıp yapılmadığı fiili kullanım nedeniyle halihazırdaki yolun özel parselasyonda yol olarak bırakılıp bırakılmadığı, fiili taksim sonucu davacıya düşen yer -varsa-belirlenip sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi, eksik inceleme ile karar verilmesi,
4-Fiili taksim/özel parselasyon olmadığının tespiti halinde; imar planında kısmen yol, kısmen park olan taşınmazda fiilen yolların yapımı ile imar uyulamasına başlandığı anlaşıldığından proje bütünlüğü gereği L harfli kısım ile yüzölçümü, geometrik şekli ve bilirkişi kurulu raporundaki özelliklerine göre kullanılamaz hale gelen K harfli kısımda davacı payının karşılığına hükmedilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Davacı ile davalı … vekillerince verilen temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 29/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.