Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2017/10797 E. 2018/24244 K. 11.12.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/10797
KARAR NO : 2018/24244
KARAR TARİHİ : 11.12.2018

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tesbiti ve kamulaştırılan taşınmazın … adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tesbiti ve kamulaştırılan taşınmazın … adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Mahallinde yapılan keşif sonucu … ilçesi, …Veli mahallesi 1049 ada 13 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan yapılara resmi birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı da düşülerek, ağaçlara yaş, cins ve sayısı dikkate alınarak maktuen değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1)Dava konusu taşınmaz mal arsa niteliğindedir. Kamulaştırma Kanununun kıymet takdir esaslarını belirleyen 11. maddesinin 1. fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.
Bilirkişi raporunda,değerlendirme tarihi itibariyle kıyasi emsal kabul edilen taşınmazlarla dava konusu taşınmazların değerleri arasında fahiş fark (yaklaşık 15-20 kat) bulunduğu gibi, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınanan emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle karşılaştırma yapılmadan, emsallerin daha değerli olduğu kabul edilmek suretiyle soyut ifadelerle dava konusu taşınmazın m² birim bedelinin belirlenmesi nedeniyle bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.
Bu durumda; taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar
ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve belediye, adliye, hükümet konağı, okul , hastane gibi yerlere olan mesafesini de gösterir krokisi fen bilirkişisine işaretlettirilip, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2)Dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tamamının infazı zorlaştırıcı şekilde hüküm fıkrasında açıkca gösterilmemesi,
3)Davacı idarece acele el koyma dosyasında yatırılmış olan 225.572,68 TL bedeli düşülerek kabule göre 33.626,15 TL’nin davalılara payları oranında ödenmesine karar verilerek, davacı idarece 36.402,58 TL bedelin bloke edilmiş olduğu gözetildiğinde fazla yatırılmış olan bedelin davacı idareye iadesi hususunda karar verilmemesi,
4)Belirlenen kamulaştırma bedelinden acele el koyma dosyasında bloke edilen bedel çıkarıldıktan sonra bankaya yatırılan ve davalılara payları oranında ödenmesine karar verilecek bedele yasal faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
5)Tapu kaydına göre davalıların farklı oranlarda taşınmaza paydaş oldukları gibi yapıların davalılardan …’a ait olduğu gözetilerek belirlenen kamulaştırma bedelinden acele el koyma dosyasında bloke edilen bedel çıkarıldıktan sonra bankaya yatırılan bedelin davalıların payları oranında ve yapı sahipliği gözetilerek davalılara ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru olmadığı gibi;
6)7139 sayılı Kanunla değişik Kamulaştırma Kanununun 10/8 fıkrası gereğince bankaya hak sahibi adına yatırılacak bedel bakımından; 7139 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik hükümlerine göre işlem yapılması gerektiğinden,
Hükmün yukarıda açıklanan gerekçelerle taraf vekillerinin temyiz istemlerinin kabulü ile BOZULMASINA, davacı idareden peşin alınan harçların istenildiğinde iadesine, davalılardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 11/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.