YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/10895
KARAR NO : 2018/23901
KARAR TARİHİ : 06.12.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 22. maddesi uyarınca geri alma hakkının kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacılar vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 22. maddesi uyarınca geri alma hakkının kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; dava konusu 26 parsel sayılı taşınmazın … Köyü’nün nakledilmesi amacıyla 1974 yılında bedeli karşılığında Turizm ve Tanıtma Bakanlığınca kamulaştırıldığı, 18.03.1975 tarihinde kamulaştırma sebebi ile Maliye hazinesi adına tescil edildiği kamulaştırmadan sonra 09.07.1992 tarihinde dava konusu taşınmazın ifraz edildiği, 762, 763 ve 764 parsellere ayrıldığı, Side Belediyesi kurulduktan sonra bölgede imar uygulaması yapıldığı, 762 parselden 43 m2 düzenleme ortaklık payı kesildiği, kalan kısmının 625 ada 1 parsele gittiği, 763 parselin tamamının 645 ada 1 parsel gittiği, 764 parselin 451 m²sinin düzenleme ortaklık payı olarak kesildiği, kalan kısmının 645 ada 1 parsele tahsis edildiği, bu parsellerin yeniden imar uygulamasına tabi tutulması sonucu 625 ada 1 parselin Hazine adına kayıtlı olarak 673 ada 1 parsele gittiği, 645 ada 1 parselin de bir kısmının Hazine adına kayıtlı olarak 665 ada 2,3,4,5,6-666 ada 3,5,- 667 ada 1,6,12,13,14-670 ada 2-691 ada 1 parsellere gittiği, dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu bir grup taşınmazın bölgenin turizm açısından gelişmesi ile 2004 yılında Hazine tarafından dava dışı 3. şahıs ve firmalara satıldıkları anlaşılmıştır.
4650 sayılı Yasa ile Değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun “Vazgeçme, İade ve Devir” kenar başlığını taşıyan ve 13.09. 2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Yasa ile değiştirilen 22. maddesinde “Kamulaştırmanın kesinleşmesinden sonra, taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulur. Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir. İade işleminin kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde gerçekleşmesi halinde kamulaştırma bedelinin faizi alınmaz. Bu madde hükümlerine göre taşınmaz malı geri almayı kabul etmeyen mal sahibi veya mirasçılarının 23. maddeye göre geri alma hakları da düşer. Bu madde hükümleri, kamulaştırmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması halinde uygulanmaz.” hükmü yer almakta olup, söz konusu maddede kamulaştırılan taşınmaza ihtiyacı kalmayan idarenin, kamulaştırmadan sonraki davranışları düzenlenmiştir.
Her ne kadar hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; Anayasa Mahkemesi’nin 14.05.2015 tarih 2014/177E. 2015/49K. sayılı ve 11.06.2015 tarihinde yayınlanan kararı ile 6552 sayılı Yasanın 101. maddesi ile eklenen geçici 9. maddesinde yer alan 22. maddesinin 1, 2, 3. fıkra hükümleri iptal edildiği, böylece 11.09.2014 tarihinden önce açılan ve halen kesinleşmeyen davada Kamulaştırma Kanununun 22/3 maddesi ile getirilen 5 yıllık süre şartının uygulanma imkanı kalmamıştır.
Somut olaydaki uyuşmazlık, kamulaştırılan taşınmazın, kamu hizmetlerine tahsis edilme lüzumunun ortadan kalkması üzerine üçüncü şahıslara satılması nedeniyle davacının uğradığı zararın tazminine karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davalı idare, kamulaştırılan taşınmaz yönünden kamu yararı kararında belirtilen amacı gerçekleştirmediği gibi taşınmazı başka bir kamu yararı amacı doğrultusunda da kullanmayarak taşınmazın imar durumunda değişiklik yaparak, taşınmazda artı bir değer oluşturmuş ise, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 22. maddesi uyarınca taşınmazın kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde keyfiyetin idarece mal sahibine veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulmasına ilişkin yükümlülüğü yerine getirmeden taşınmazı özel kişilere devrederek davacıların mülkiyet hakkına kamulaştırmanın dayandığı kamu yararı amacı bulunmadan müdahale edilerek Anayasanın 35. maddesindeki güvencelere aykırı olarak mülkiyet hakkını ihlal etmiştir.
Bu itibarla; 3240,00 m2 yüzölçümlü 26 parselden imar uygulaması sonucu ifrazen oluşan taşınmazlardan yol ve yeşil alanda (kamuya özgülenen) bölümlerin yüzölçümleri düşüldükten sonra geriye kalan yer bakımından davacı tarafın taşınmazın 3. kişiye satışını öğrendiği tarih ile kamulaştırma nedeniyle davacılara
ödenen bedelin ödeme günü taraflardan delilleri sorularak tespit edildikten sonra dava konusu taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi ile dava tarihi arasında geçen zaman dikkate alındığında Türk Borçlar Kanununun 52. maddesi uyarınca davacı zararın artmasına sebep olmuş ise bundan sorumlu tutulması gerektiği gözetilerek, kamulaştırma nedeniyle davacılara ödenen bedelin tespit edilecek ödeme gününden; taşınmazın 3.kişilere 30.05.2004 tarihinde devri sonucu alınan bedelinde bu tarihten itibaren Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosu ile dava tarihi ve davacının 3 kişiye yapılan satışı öğrenme tarihi ile dava tarihi arasında geçen süre nazara alınıp, Borçlar Kanununun 52.maddesi gereğince indirim yapılması gerekip gerekmediği hususu da gözetilerek dava tarihine güncelleme yapılması için uzman bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınarak bu iki bedel arasında davacı taraf aleyhine bir durum meydana gelmiş ise bu bedele hükmetmek, mal sahibi aleyhine bir fark oluşmadığı takdirde de davanın reddine karar vermek gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 06/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.