Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2017/27788 E. 2017/28182 K. 11.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/27788
KARAR NO : 2017/28182
KARAR TARİHİ : 11.12.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 12.maddesine dayanan, baraj için yapılan kamulaştırma sonucu, çevrenin sosyal, ekonomik ve yerleşme düzeninin bozulması, ekonomik ve sosyal yönden yararlanma olanağı kalmadığı iddiasına dayanan tazminat bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacılar vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 12.maddesine dayanan, baraj için yapılan kamulaştırma sonucu, çevrenin sosyal, ekonomik ve yerleşme düzeninin bozulması, ekonomik ve sosyal yönden yararlanma olanağı kalmadığı iddiasına dayanan tazminat bedelinin tahsili istemli davada; Mahkemece bozma ilamına uyularak öncesinde kesinleşmiş mahkeme kararı ile taşınmazdan ekonomik olarak yararlanmadaki kısıtlama için belirlenen değer kaybı oranında herhangi bir değişiklik ve artış olmadığı, bu haliyle taşınmazdan ikinci kez değer düşüklüğü talebinin hakkaniyete uygun olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve Yasalarla iç hukuk yönünden, gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. (Anayasa Md. 35/1, AİHS Ek Prot. 1-1)
Mülkiyet hakkı, ancak kamu yararının bulunduğu hallerde sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir.
Ne var ki, bu sınırlandırma veya kaldırma gerçekleştirilirken; T.C. Anayasasının 90/5.maddesi ile iç hukukun üstünde sayılan AİHS hükümleri dikkate alınması gerekir.
AİHM’nin 13.12.2016 tarih 51861/11 başvuru sayılı Kutlu ve Diğerleri/Türkiye davasında benzer bir olay için verilen kararda; “…mülkiyete saygı hakkının kullanılmasında kamu otoritesinin müdahalesinin 1 nolu protokolün 1.maddesiyle uyumlu olması için, yasal olması aynı zamanda toplumun genel menfaatlerinin gerekleri ile bireyin temel haklarının korunmasının zorunlulukları arasında adil bir denge sağlanmalıdır…Mahkemelerin karara bağlayacağı sorun; başvuranlara ödenen tazminat miktarının, mülklerinin kullanımına getirilen kısıtlamalardan ileri gelen zararı telafi
etmeye yeterli olup olmadığı ya da başvuranların taşınmazının kamulaştırılması hakkının güvence altına alıp almadığının tespiti değil, mahkemenin görevi; daha ziyade ulusal mevzuatın başvuranların yararına, sözleşme ile korunan malvarlığına ilişkin bir menfaat oluşturabilmek için yeterli bir kesinlikle taşınmazdan vazgeçme hakkı tanıyıp tanımadığını belirlemektir. İdare söz konusu taşınmazları kamulaştırmayı kabul etmeyerek ve mülklerinin kullanımına getirilen kısıtlamaya bağlı olan zararın telafi edilmesi yolunu tercih ederek iç hukukta verilen ve sözleşme ile korunan mal varlığına ilişkin menfaate zarar verdiği ve 1 nolu protokolün 1.maddesinin ihlal edildiğini” kabul etmiş ve mülkiyet bedeli verilmesi yönünde hüküm kurmuştur.
Davacının baraja mücavir taşınmazından yararlanma ve tasarruf etme hakkı kısıtlandığı halde, taşınmazın ekonomik olarak kullanımında herhangi bir değişiklik olmadığı ve ikinci kez değer düşüklüğü talebinin hakkaniye uygun olmayacağı gerekçesiyle tazminat talebinin reddi 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 12/6 maddesi ve Ek 1 nolu protokolün 1.maddesi ile AİHS’nin 6.maddesine aykırıdır.
2942 sayılı Yasanın “kısmi kamulaştırma” başlıklı 12/6 maddesinde “Baraj inşaatı için yapılan kamulaştırma sonucunda kamulaştırma sahasına mücavir taşınmaz malın çevrenin sosyal, ekonomik veya yerleşim düzeninin bozulması, ekonomik veya sosyal yönden yararlanılmasının mümkün olmaması hallerinde sahiplerinin yazılı başvurusu üzerine kamulaştırmaya tabi tutulur” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; dosya içindeki bilgi ve belgelere göre dava konusu edilen baraja mücavir taşınmazda; sosyal, ekonomik ve yerleşme düzeninin bozulduğu, malikin ekonomik ve sosyal yönden yararlanma imkanının ortadan kalktığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle gerek 2942 sayılı Yasanın 12/6.maddesi gerekse T.C. Anayasasının 90/5 maddesi ile iç hukukun üzerinde sayılan ve 13.12.2016 tarih ve 51861/11 başvuru sayılı AİHM kararı birlikte gözetildiğinde, Kamulaştırma Kanununun 12/6 maddesinde yazılı olgular gerçekleşmiş olduğundan işin esasına girilerek yapılacak inceleme sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 11/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.