Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2017/7050 E. 2017/28541 K. 13.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7050
KARAR NO : 2017/28541
KARAR TARİHİ : 13.12.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasının kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca BOZULMASI hakkında 18.Hukuk Daireden çıkan kararı kapsayan 21/06/2016 gün ve 2015/15522 Esas – 2016/9935 Karar sayılı ilama karşı davalı vekilince verilen dilekçe ile karar düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup gereği konuşulup düşünüldü:
-K A R A R-
4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkin davanın kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Kapatılan 18.Hukuk Dairesince bozulmuş; bu karara karşı, davalı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Arsa niteliğindeki taşınmazın … Belediye Başkanlığı’nın 23.01.2015 tarihli imar durumuna ilişkin yazısı konumu, yüzölçümü ve geometrik şekli dikkate alındığında kamulaştırmadan arta kalan kısmında değer azalışı olacağının muhakkak olduğu,
Bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından,davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü Kapatılan 18. Hukuk Dairesinin 21.06.2016 gün 2015/15522-Esas -2016/9935 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına karar verildikten sonra işin esasının incelenmesinde;
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Arsa niteliğindeki …. İli, …. İlçesi, …. Köyü 1328 parsel (eski 997 parsel) sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yöntem itibariyle doğrudur. Ancak;
1-Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda 517 parsel sayılı taşınmazın 29.06.2012 tarihli satışı emsal alınmış ise de; satış akit tablosuna göre taşınmazın 9/20 hissesi Limited Şirkete satılmış olup, satışın pay satışı ve ticari amaçlı olması sebebiyle özel amaçlı bu satışın emsal olarak değerlendirilmesi doğru doğru değildir.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re’sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2)Kamulaştırmadan arta kalan ve dava konusu taşınmazın ifrazı sonucu oluşan 1329 parselin yüzölçümü ve geometrik durumu nazara alındığında % 10 oranında değer azalışı olacağının düşünülmemesi,
3)Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçlara değerlendirme yılı itibariyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğünce belirlenen rayiç değerlerine göre bedel tespitiyle yetinilmesi gerekirken, yasal olmayan şekilde %10 oranında toprak değeri adı altında indirim yapılarak eksik bedele hükmedilmesi,
4)Davacı idare tarafından hazırlanan kıymet taktir raporunda dava konusu taşınmazın üzerinde briket, mermer ve demir yapı olduğunun kabulüyle 10972 TL bedel takdir edildiği halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususta bir araştırma ve açıklama yapılmadan yapı bedeline hükmedilmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalıdan peşin alınan temyiz ve karar düzeltme harcının istenildiğinde iadesine temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 13/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.