Yargıtay Kararı 5. Hukuk Dairesi 2020/10367 E. 2022/3824 K. 08.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10367
KARAR NO : 2022/3824
KARAR TARİHİ : 08.03.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davalı Hazine vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.

– K A R A R –
Dava, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK’nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak hüküm kurulmuş, karar davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; dava konusu Ankara İli, Çubuk İlçesi, Kızılca Mahallesi, Dereboğazı Mevkii (eski) 49 parsel sayılı taşınmazın 1950’li yıllarda yapılan kadastro uygulamasıyla 43.330,00 m2 yüzölçümüyle dava dışı şahıs adına tapuya tescil edildiği, davacıların 2012, 2013 ve 2014 yıllarında dava konusu taşınmazdan değişik oranlarda hisse satın aldıkları, 3402 sayılı Kanun’un 22/A maddesi uyarınca bölgede kadastro yenileme çalışmalarının yapıldığını, bu çalışmalar sonucunda dava konusu taşınmazın 103 ada 10 parsel sayılı taşınmaz olarak 29.019,00 m2 yüzölçümü ile davacılar adına tespit edildiği, yapılan bu işlem sonrasında, davacılar tarafından taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen azalma nedeniyle uğradığı zararın tazminini istemi ile eldeki davanın 23.07.2014 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bozma ilamı öncesi mahkemece verilen ilk kararda toplam 365.159,03 TL tazminat bedeline hükmedildiği ve bu kararın yalnızca davalı Hazine vekili tarafından temyiz edildiği, bu durumda ilk kararda hükmedilen bu bedelin davalı Hazine bakımından usuli kazanılmış hak oluşturduğu hususu gözetilmeden bozma ilamı sonrası 391.578,44 TL bedel belirleyen 06.04.2020 tarihli ek bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de taleple bağlı kalınarak karar verildiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Kadastro Müdürlüğünce, yapılan düzeltme nedeniyle yüzölçümü azalan arazi niteliğindeki taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın  gerçek bedelinin TMK’nın 1007. maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Dava aynı hukuki sebepten kaynaklandığından kendilerini vekil ile temsil ettiren davacılar lehine toplam hükmedilen bedel üzerinden tek vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken vekille temsil edilen davacılara ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi,
Doğru değilse de; bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 4. bendinin tümüyle çıkartılmasına,yerine (Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettiklerinden, karar tarihinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 25.480,90 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine) cümlesinin yazılmasına,
Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08/03/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.