YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/10717
KARAR NO : 2021/4320
KARAR TARİHİ : 29.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapulu taşınmazın kesinleşen orman kadastro sırasında orman sınırı içine alınması ve tespit dışı bırakılması nedeniyle uğranılan zararın TMK’nun 1007. maddesi uyarınca tazmini asıl ve birleştirilen davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacılar vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava ve birleştirilen davalar, tapulu taşınmazın kesinleşen orman kadastro sırasında orman sınırı içine alınması ve tespit dışı bırakılması nedeniyle uğranılan zararın TMK.nun 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece dava ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekillerince temyiz edilmiştir
Dosyadaki kanıt ve belgelerden; davacıların murisinin 1940 yılında taşınmazı satın aldığı, 1988 yılında orman kadastrosu sırasında orman sınırı içine alınıp, tespit dışı bırakıldığı, Kadastro Mahkemesinde açılan tespite itiraz davasının reddedildiği, onanıp 30.09.1996’da kesinleştiği, davaların 2015 yılında açıldığı anlaşılmıştır.
TMK’nun 1007. maddesinde düzenlenen objektif (kusursuz) sorumluluk halinin 6098 sayılı Borçlar Kanununun 41. ve devamı maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğu ile ilgisi bulunmadığından, aynı Kanunun 72. maddesindeki (818 sayılı yasanın 66. maddesi) zamanaşımı kurallarını uygulanma imkanı olmadığı gibi, TMK’nun 1007. maddesine dayanılarak açılan davalar için de, ayrıca zamanaşımı süresi belirlenmemiştir. Bu itibarla 6098 sayılı Borçlar Kanununun 146. maddesindeki (818 sayılı yasasın 125. maddesi) 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması esastır.
Bu nedenle her ne kadar tapu kaydının iptaline ilişkin bir karar verilmemiş olsa da, taşınmazın orman sınırı içine alınması nedeniyle tapuda hak sahipliğinin kaybedildiği tarih olan Kadastro mahkemesi kararının kesinleştiği 30.09.1996’dan itibaren bu süre geçmiştir.
Bu itibarla, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacılar vekillerinin temyiz itirazları yerinde olmadığından usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, peşin alınan temyiz ve temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, 29/03/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.