YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11712
KARAR NO : 2015/44197
KARAR TARİHİ : 19.10.2015
MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma, kasten yaralama, tehdit, hakaret, 4320 sayılı Yasaya muhalefet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK’nın 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanık için baro tarafından görevlendirilen zorunlu savunman ücretinin yeterli ödeme
gücü olmayan sanıktan alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağı gözetilmeden, yazılı şekilde zorunlu savunman ücretinin sanıktan alınmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükümden, “452.- YTL müdafi avukat giderlerinin sanıktan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına” cümlesinin çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık hakkında tehdit ve 4320 sayılı Yasaya muhalefet suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; tehdit suçunun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın yakınanı 17.06.2008 tarihinde, tornavidayla “seni öldürürüm.” diyerek tehdit ettiği, yine aynı suç işleme kararının icrası kapsamında 03.07.2008 tarihinde, penseyi yakınanın boğazına dayayarak ölümle tehdit ettiğinin anlaşılması karşısında; olayda 5237 sayılı TCK’nın 43.maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Sanığın 03.07.2008 ile 06.07.2008 tarihleri arasındaki eylemi nedeniyle 5237 sayılı Yasa’nın 106/2-a maddesine göre belirlenen 2 yıl hapis cezası üzerinden, aynı Yasanın 43. maddesiyle 1/4 oranında arttırım yapılırken 2 yıl 6 ay hapis cezası yerine, hesap hatası sonucu eksik ceza verilmesi,
3-Türkiye Cumhuriyeti. Anayasası’nın 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK’nın 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanık için baro tarafından görevlendirilen zorunlu savunman ücretinin yeterli ödeme
gücü olmayan sanıktan alınmasına hükmedilemeyeceği, bu ücretin Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla ayrılan ödenekten karşılanacağı gözetilmeden, yazılı şekilde zorunlu savunman ücretinin sanıktan alınmasına hükmedilmesi,
4-Hükümden sonra, 20.03.2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve aynı gün yürürlüğe giren 08.03.2012 gün ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 23/1.maddesi ile
14.01.1998 tarihli ve 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un tümüyle yürürlükten kaldırıldığı, anılan Kanun’un 13/1.maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayan bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi halinde, fiili bir suç oluştursa bile ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hakim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulur.” şeklindeki düzenleme ile tedbire muhalefet eyleminin yaptırımının yeniden düzenlendiği, tanımlar başlıklı 2.maddesinin (c) bendinde ise hakim tanımının, aile mahkemesi hakimini ifade edeceği düzenlemesi karşısında, tedbir kararlarına aykırılık halinde görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu ve bu nedenle görevli mahkemenin yeniden düzenlendiği anlaşıldığından, görevsizlik kararı verilmesinin gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık… savunmanının temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 19.10.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.