Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2012/13431 E. 2015/42403 K. 16.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13431
KARAR NO : 2015/42403
KARAR TARİHİ : 16.06.2015

Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma, 6136 sayılı Yasaya muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Gerekçeli karar başlığında yanlış yazılan karar tarihinin, 25.11.2010 olarak yerinde düzeltilmesi, olanaklı kabul edilmiştir.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-) Sanık ….’ın hakkında yaş düzeltilmesine karar verilmeden önce yaşının 18’den küçük olması nedeniyle yargılamasının, 18 yaşından büyük sanıklar ile birlikte yapılması nedeniyle büyüklerin yargılaması usulüne tabi olacağı gözetilmeden; sanıkların savunmalarının tespit edildiği 10.02.2009 ve 20.03.2009 tarihli oturumların açık yerine kapalı yapılması suretiyle aleniyet ilkesine aykırı davranılması,

Kabule göre de;

2-) Sanık .. hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan kurulan hükümde, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasına esas alınan birim gün sayısının TCK’nın 52. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmemesi,

3-) Sanık savunmanının 29.12.2010 günlü hükmün açıklandığı oturumda, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması isteminin, 5237 sayılı TCK’nın 50. maddesini kapsaması karşısında; bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,

4-) 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmalarına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına, karar verilmesi gerekirken, sanıklar hakkında yağma suçunda yazılı biçimde hüküm kurulması,

5-) Sanık …. hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçunda kurulan hükümde mahkumiyetin doğal sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53.maddesinin uygulanmaması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar…. ve …. savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, (1) nolu bozmada .. ..’un muhalefeti ile oyçokluğu ile diğer bozma nedenleri yönünden ise oybirliği ile hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 16.06.2015 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY:

…., yaş düzeltme kararı kesinleşene kadar suça sürüklenen çocuk; daha sonra ise, onsekiz yaşını aştığından sanık statüsündedir. Adı geçenin, 29.9.1993 olan doğum tarihi, 24.11.2009 tarihinde kesinleşen yaş düzeltme kararına göre, 29.9.1990 olarak düzeltilmiştir.

Suç tarihi 19.12.2008’dir. Yaş düzeltme kararı kesinleşmeden önce getirtilen nüfus kayıtlarında 29.9.1993 doğumlu olarak görünen …., suç tarihi itibarıyla onsekiz yaşından küçüktür. Nüfus kayıtları aksi sabit olana kadar geçerlidir. Yasada suça sürüklenen çocukların yargılamalarında zorunlu gizlilik ilkesi kabul edilmiştir. Bu ilke gereğince diğer sanıkların büyük olmaları, yargılamanın açık yapılmasını gerektirmez. Bu durumda CMK’nın 185. maddesi uyarınca, 10.2.2009 ve 20.3.2009 tarihli oturumların kapalı yapılması gerekmekte olup, mahalli mahkeme de bu duruşmaları gizli yapmıştır. Çocuklarla, büyüklerin bir arada yargılanmaları durumunda; çocukların büyüklerin yargılama usulüne değil, aksine büyüklerin çocukların yargılama usulüne tâbi olması gerekmektedir.

Burada, istisnanın ana kurala tabi olması kuralı değil, çocuğun yüksek yararı/çıkarı/menfaati söz konusudur.

Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Bildirgesinin 2 ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin 3. maddeleri, çocuğun yüksek yararının; Çocuk Haklarına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 1. maddesi, çocuğun yüksek çıkarının esas alınacağını öngörmektedir. Bu bildirge ve sözleşmeler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90/5. maddesi hükmüne göre, iç hukuk hükmünde olup, çatışma hâlinde bunların esas alınması gerekmektedir. Kaldı ki, Çocuk Koruma Kanunu da, bu esası benimsemiş (ÇKK’nın 4, 8, 22, 31, 41.maddeleri); aynı kural diğer ilgili mevzuatımızda da yer almıştır.

Yargıtay CGK’nın 17.3.1986 tarih, 7/131 ve 8.10.2002 gün, 2002/222-342 Esas ve Karar sayılı kararları da bu doğrultudadır.

Açıklanan nedenlerle, karardaki (1) numaralı bozmaya katılmıyorum.