YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14776
KARAR NO : 2015/46445
KARAR TARİHİ : 17.12.2015
Tebliğname No : 6 – 2012/55100
MAHKEMESİ : Gebze Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 18/11/2011
NUMARASI : 2005/29 (E) ve 2011/387 (K)
SUÇ : Yağma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık B.. D.. savunmanı Av. S… Ç…’un 23.11.2011 tarihli temyiz dilekçesinde sehven dilekçe başlığında sanık B.. D..’nun ismi yerine Ö.. D..’nu yazdığı, dilekçe alt kısmında ise doğrusunu yazdığı anlaşılmakla; sanık B.. D.. savunmanının temyizi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede;
Emanette alınan suç eşyaları hakkında her zaman karar verilmesi olanaklı kabul edilmiştir.
I-Sanıklar B.. D.., Ö.. D.. ve M.. K.. hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu’nun takdirine göre, suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıkların hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar TCK’nın 53/1-a-b-c-d-e maddesinde yazılı hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına; ancak,
TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca koşullu salıverildikleri takdirde, kendi altsoyları üzerinde TCK’nın 53/1-c bendinde sayılan hakları kullanmaktan yoksunluğunun sona erdirilmesine karar verilmiş ise de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar B… D…, Ö.. D.. ve M.. K.. savunmanlarının ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “TCK’nın 53. maddenin uygulanmasına” ilişkin bölümler çıkarılarak yerlerine, “Sanıkların, kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetlerinin yasal sonucu olarak, TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına; aynı Kanunun 53/2. maddesinin uygulanması açısından, 53/1. maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum oldukları hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar kullanamamalarına” cümlesinin yazılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II- Sanıklar S.. B.., S.. D.., V.. K.. ve İ.. A.. hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık S.. B.. tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık S.. B.., yağma eylemine doğrudan katıldığı halde hakkında, TCK’nın 37/1.maddesi yerine, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde uygulama yapılması,
2- a- Olay tarihinden önce Y.. B..’nin katılan S.. C..’ın iş yerinde çalıştığı, müştekinin işlerinin iyi gitmemesi nedeni ile iflas ettiği, müştekinin kırdırmak üzere 12.08.2003 ödeme tarihli 1.300.-TL bedelli senedin düzenlenerek Y.. B..’ye verildiği, sanık Y.. B..’nin bu senedi arkasında S.. C..’ın cirosu olduğu halde, B.. D..’na verdiği, B.. D..’nun birkaç kez müştekiyi arayarak “senedin kendisine geçtiğini” söyleyip senet bedelini istediği; müştekinin, “İşlerinin kötüye gittiğini, parasının olmadığını” söyleyerek A.. K..’in de bulunduğu bir ortamda, yanlarında M.. K.. de bulunduğu halde cep telefonunu B.. D..’na verdiği, bu telefonun sanık A.. K.. tarafından kimlik fotokopisi verilmek sureti ile 80.-TL karşılığı satıldığı, 27.01.2005 tarihinde satın alan A… M… K… tarafından müştekiye iade edildiği, cep telefonunun verilmesinden yaklaşık iki saat sonra müştekinin evine giden ve sanık M.. K..’in kamyon garajında kendisini beklediğini söylemesi üzerine katılanın buraya gittiği,
13.01.2005 tarihli çoklu ortam teşhis tutanağına göre; katılanın, sanık Ö.. D..’nu silahı kafasına dayayan ve zorla senet imzalatan, sanık B.. D..’nu silah taşıyan ve zorla senet tahsilatı yapan ve sanık M.. K..’i tehdit eden senet tahsilatı yapmak isteyen, sanık S.. B..’yı da silah taşıyan ve tahsil edecek senetleri getiren kişi olarak teşhis ettiği,
Sanıklar İ.. A.., V.. K.. ve S.. D..’nun tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmedikleri gibi olay yerinde olmadıklarını söylemeleri karşısında; öncelikle sanıklar İ.. A.., V.. K.. ve S.. D.. ile katılan S.. C..’ın yüzleştirilerek, sanıkların olaydaki konumları belirlenip, işyerine gelen ve senedin bedelini isteyen kişiler ile yağma sırasında bahsedilen sekiz kişi arasında olup olmadıkları tespit edilip, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde uygulama yapılması,
Kabule göre;
b- Sanıklar S.. D.. ve V.. K..’ın suça doğrudan katıldıkları halde, haklarında TCK’nın 37/1.maddesi yerine, 39.maddesi ile uygulama yapılması,
3-24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar S.. D.., İ.. A.., V.. K.., S.. B.. savunmanları ile o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.